Durmuş Ali ÖZBEK

Durmuş Ali ÖZBEK
@dalice
BİLMEM SARARLAR MI BENİM YARAMI?
Beni yüreğimden sen yaraladın, Bilmem sararlar mı benim yaramı? Yerden yere vurdun hep paraladın Bilmem sararlar mı benim yaramı? * Yaralanan benim yaralayan sen, Alıştım mı yoksa mutsuzluğa ben Arama yaramda başkada bir den[1], Bilmem sararlar mı benim yaramı? * Ölçüsüz odunu yığma kolana, Kişilik ölçüdür adam olana, İnanma bir daha hakkın çalana, Bilmem sararlar mı benim yaramı? * Dönüşler her daim gitmekten zordur, Eks olmuş yürekler zaten hep mordur, Adalet yürekte harlı bir kordur, Bilmem sararlar mı benim yaramı? * Özbekoğlu kabuk bağlar yaralar, Haksızın ağzında çoktur naralar, Utanmadan bir de seni karalar Bilmem sararlar mı benim yaramı? * 08.03.2023 Konya Durmuş Ali ÖZBEK durmusaliozbek@hotmail.com * [1] den: Den kelimesi hem düşünce hem de ölçü anlamına gelir. Densizlik eden kişi de hem düşüncesizlik etmiş hem de ölçüyü kaçırmış olarak addedilir.
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
KALBİMDE GÖMÜLÜ CAN BİLDİKLERİM
Ben hep geceleri yere yıkıldım, Anılara çarptım yere çakıldım, Kâh gözyaşlarımla yundum sıkıldım, Kalbimde gömülü can bildiklerim. Depremin göğsünde eridi dağlar, Gecenin bir dünü yıkıldı çağlar, Dizildi ölüler figanda sağlar, Kalbimde gömülü can bildiklerim. Teneşir tahtaları tek tek sıralı, Musalla taşına mevta varalı, Gözyaşlarım bile artık yaralı Kalbimde gömülü can bildiklerim. Kara toprak kara yüreğim berde[1], Mezar aramadım bir başka yerde, Yokluğunla oynar artık son perde Kalbimde gömülü can bildiklerim. Özbekoğlu yazdı dert ile tasa, Yarayı sarmaya kuruldu masa, Yardımlaşmak bizde değişmez yasa, Kalbimde gömülü can bildiklerim. 07.03.2023 Konya Durmuş Ali ÖZBEK durmusaliozbek@hotmail.com [1] berde: yeşil, yeliş alan, çayır çimen
Şiir
Ayrılığa bırakma beni
Bu kısa ömrümün son zamanında N’olur ayrılığa bırakma beni. Vefasız dünyanın son limanında, N’olur ayrılığa bırakma beni. Gönül soframdadır işte kaşığın Gözümde parlayan senin ışığın, Ardından bakmasın bugün aşığın N’olur ayrılığa bırakma beni. Aşkını silemem bendesin bende, Apayrı yerin var bendeki tende, Ölçemem ki hangi boyda ve ende, N’olur ayrılığa bırakma beni. Sevdanla örülmüş sorgun yüreğim, Adını ünlerken yorgun yüreğim, Aşkınla yaralı vurgun yüreğim, N’olur ayrılığa bırakma beni. Özbekoğlu yârin sürgünü olma, Hasretini çekip saçını yolma, Sevgiye susayıp sararıp solma N’olur ayrılığa bırakma beni. 06.03.2023 Konya Durmuş Ali ÖZBEK durmusaliozbek@hotmail.com
Şiir
6 Şubat
Takvimler altı şubatı gösterirken, Henüz dört saat on yedi dakika yaşanmışken, Kimi uykusunun derin noktasında Kimi fabrikada vardiyanın ortasında Ecel gelip sarılmıştı boğazlara Henüz kundağa bile sarılmamış Kimi yeni doğmuş bebekti Kimi sakalında siyah diye bir tüy kalmamıştı Bir anda kıyamet kopar gibi kopmuştu deprem Nice canlar uyanmadan ölümle kucaklaştı Ne çabuk bitti yarını yaşamak Binalar yan yatarken caddelere Kimileri birbirinin üstüne abandı Çığlıklar uçuştu gökyüzüne Dağların yüreği titredi Yeryüzünün karnı yırtıldı Dizginsiz karanlık hükmün sürerken Karanlık yok etti o gece zamanı Binalar enkazlarda kayboldu Bir dakikalık zaman Bir yıl olarak yaşandı tan ağarmadan Ezilmiş vücutlar yan yana uzandı Daha şafak gelmeden, ölüm geldi Gün ağarınca anlaşıldı her şey Kurtulanlar yıkıntılar önünde Yerlere çökerek ağlıyordu Bir şey anlatamıyorlardı Sesleri titreyerek
Şiir
ENKAZDA ÖLÜM
Öyle bir enkazda kalmışım ki Nelerimi kaybetmedim Şimdi ruhum bir can pazarında Günler geçip gitmiş bilmemişim Çok derin bir uykudaydım “Uyku yarı ölüm” değil miydi? Uyandım mı, uyanmadım mı? Kıyamet gürültüsü kopunca Ayırmak mümkün müdür? Ne geceyi, ne de gündüzü Dün dünyadaydım, Bugün neredeyim? Niye kimse yok yanımda? Niye üstüm başım toz içinde Duvarların yıkılma sesi gelmişti kulağıma, Demir kokusu yayıldı sıkıştığım dehlize Beton çürükleri savrulurken Tavan kopup çökmüştü üzerime Enseme oturduğunu hatırlıyorum kolonun Bir de dedemin sözlerini; ”Ölümü yaklaşan insan yere bakmaya başlar.” derdi Ah nur yüzlü dedem, ah! Şimdi bende yere bakıyorum Sağa sola dönmek mümkün değil Göğe bakmak haddine mi? Yoksa ölümüm yakın mı dede? Evimiz sırtıma mı bindi anne? Anne! Anne!
Şiir