Elest: Allah'la yaratılışları sırasında insanlar arasında yapıldığı kabul edilen sözleşme için kullanılan bir tabir. Elan (veya elân): Arapça kökenli olup "şimdi, şu anda, hâlâ, henüz, daha" anlamlarına gelen bir belirteçtir. Genellikle geçmiş metinlerde "halâ" manasında kullanılır. Esatir: Mitoloji. Monografi: Ünlü bir kimsenin yaşamını, bir yazarın, sanatçının yaşamını ve yapıtlarını ya da herhangi bir alanda tek bir konuyu ele alan ve onu özgün bir görüşle inceleyen uzunca inceleme yazısı. Sekr: Kulun Allah'ın yarattıkları karşısında kendinden geçmesi o Sahv: Şuur haline tekrar dönülerek manevî sarhoşluktan ayılmayı ifade etmektedir. Cenup: Güney. Şimal: Kuzey. Vakayıname: Olayların günü gününe yazılı bulunduğu yapıt. Plütokrasi: Plütokrasi veya varsıl erki (Yunanca πλοῦτος, ploutos + κράτος, kratos), yönetme erkinin maddi açıdan üstün kişilerce paylaşılmasını öngören oligarşik bir yönetim biçimidir. İstinsah: Bir yazıya, yapıta bakarak örneğini elle çıkarma, aynısını yazma, kopya etme. Konvansiyonel: Anlaşmaya dayalı, anlaşmayla ilgili, anlaşmalı, uzlaşmalı. Anlık: 1- Duyudan ve istençten ayrı olarak var olan bilme yetisi. 2- Akılla ölçme, yargılama, kavrama, anlama gücü. Anlak: 1- İnsanın anlama, düşünme, algılama, akıl yürütme, yargılama ve çıkarsama gibi yeti ve yeteneklerinin tümü. 2- Anlama gücü. Obskürantizm (Bilmesinlercilik): Hakikatin toplumun bazı sınıf ve kesimlerince bilinmesinin kasıtlı olarak önlenmesidir. Burgaç: Su ya da hava akıntısının, önüne bir engel geldiğinde ya da karşılıklı olarak çarpıştıklarında çukurlaşarak, dönerek oluşturdukları çevrinti. (Anafor, girdap) Vuslat: Sevgiliye kavuşma, ulaşma. Katalepsi: Dış uyaranlardan bağımsız olarak kas sertliği ve duruşun sabitliği