Kalbim vardı. Ama aynı zamanda yoktu. Nasıl anlatacağımı bilmediğim bir his vardı içimde yıllardır. Anlatamazdım ama yine de kelimelere dökecek olsaydım bu duyguyu tanımlayan en yakın kelime 'boşluk' olurdu. Tam kalbimin ortasında, her geçen gün biraz daha büyüyen kocaman bir boşluk. Kelimelere dökülemeyen, anlatılamayan sadece orada olduğunu bildiğim bir boşluk.
Haritasız ve dümensiz kalmış, gideceği limanı olmayan bir gemiydi. Kendini akıntıya bırakıp sürüklenmek, en azından hareket etmek, hayatta kalmak demekti ki içini acıtan şey de zaten buydu; yaşamak.