Din adına akıl hürriyeti kısıldığı zaman, her din "ilerlemeye engel" olur. Din dünya işleri ile ilgisini keserek serbest bırakınca, her din, yeni bir medeniyete meşale tutar.
Atatürk bize akıldan başka yol gösterici bırakmamıştır. Yalnız akıl hürriyetini sınırlayıcı eğitim ve hukuk birliği ile laisizmi sarsıcı her şey Atatürkçülüğe ihanet etmektir.
Bu ihanet de Atatürk öldüğünden beri yapılagelmiştir.
İngiliz tarihçisi Wells'in sözünü yazmıştım "Modern devletin bir niteliği eğitimciliktir. Bir topluma danışılma hakkı tanınmadan onu eğitmek gerekir. Oy kulübelerinden önce okullar kurulmalıdır. Bilmeyenin elinde oy pusulası yalnız faydasız değil tehlikelidir de!"
Laizim sözünü, Meşrûtiyet devrinden beri gericiler bilerek kötü yorumlamışlardı. Ziya Gökalp laisizmi "lâ dinî" diye Osmanlıcaya çevirmişti. Lâ Dinî "dinle ilgisi olmamak" demekti. Gayr-ı dinî, yani "dine aykırı olmak" demek değildi. O zamandan beri laisizmi dinsizlikle karıştırmak, gericiler ve gericiliğe dayanan politika simsarları için âdet olmuştur.