damla

damla
@damlalien
uzun süre uçuruma bakarsan uçurum da sana bakar.
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2018 18. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2018 00:58
Dizi biteli 4 yıl olmuş. Ne kadar, 'çok yalnızım dağılmayın lan' desekte dağıldık. Bu samimi aile ortamı medya kurbanı oldu. Yeni başlayan her yapımda bu sıcaklığı arar olduk lâkin bulamadık. Neydi leyla ile mecnun? Küçük şeylerden mutlu olmaktı. Aile değerlerini bilmek, dostluğun hakkını vermek, mahalle kültürüyle büyüyen bir çok insana bunun bi' öz olduğunu unutturmamaktı. Zira çocukluğun, sokaklarda komşunun ağacına dadanmakla, tanıdığın her yüze selâm vermekle ve her gün gittiğin bakkalın herkesi tanımasıyla geçmişti. Bu, bir nevi eski Türkiye'nin sıcak insanlarıydı, biz bunu sevmiş ve bunu özlemiştik. Her gün içtiğimiz çayın bir ikram olduğunu sıcak sohbetler için bir meze olduğunu bilirdik. Çaylar demlenir konu komşu toplaşır, evin bahçesinde laf lafı açar yaz geceleri böyle geçerdi. Lm'de ki çay sevdası, bu kültürü empoze etmek isterken bize kalan ise bunun öbek öbek geyiği oldu. Şimdilerde ana akım medyada çay bir kültür değil, edebiyat fiyaskosudur meselâ.  Mevzu bahis olan konuya en iyi örnek Ismail Abi'nin, Küçük Prens ve Frida Kahlo aracılığıyla verdiği mesajlardı. " Orada burada ikon olursunuz, telefon kaplarına resim olursunuz ama kimse sizin kim olduğunuzu bilmek tanımak istemez." Popüler Kültüre yem olmak budur. Ve demek istediğim esas noktaya geldik, dizide popüleriteye ister istemez yenik düştü. Lm'den çok Lmcilik, çaydan çok çaycılık gibi oluşumlar vuku buldu. Ama bizim için, Burak Aksak'ın kıvrak zekâsıyla, ince esprileriyle yarattığı o dünya hâlâ aranan kandır. Çünkü seviyoz be haci. :D Bize bir takım yadigar değerler bıraktı. Nedir onlar? sevmek beklemek, özlemek, sarılmak, aile olmak gibi gibi.... Bu kadar güzelleme yeter kitaba geçelim.   -spoiler- Diziden bağımsız olmamakla birlikte farklı bir evre düşlemiş Burak Aksak. Yapılan geyikler aynı,
Edebiyat
Leyla ile MecnunBurak Aksak · Küsurat Yayınları · 201817,6bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·196 syf.··
Beğendi
·
2018 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2018 20:20
en mükemmel sistemin bile kusurlu olduğunu unutmayın. son ada, son sığınak, son insanî köşe... Bu ada da okul yok, iş yükü ve gereği yok, bürokrasi yok, hak ve hukuk kuralları yok, hiyerarşi yok, gelecek kaygısı yok en önemlisi diplomasi yok. tam bağımsız kendi halinde bir adacık. Zamanın önemi olmadığı, insanların bir yerlere koşuşturmadığı, zoraki ihtiyaçlardan dolayı çalışma gereksinimi dahi duyulmadığı ve  mutsuzluğun ortadan silindiği tatlış bir ada. Ta ki, çok yüksekte olan refahı bozabilecek negatif bir varlık pörtleyene kadar. Davetsiz bir misafir katılıyor adaya  Bu zat emekliye ayrılan "Başkan"dır. Adaya adaptasyon sürecinden sonra boş durmaz ve ada üzerinde türlü diktatörlük oyunlarını sergiler. Halk için bunca zaman anarşizmle bir yere varamadiklarini adaya demokrasi gelirse daha mutlu ve eşit koşullar getireceğini vaad ediyor. Halbuki demokrasi diyerek, dikta sistemi çoktan yediriyor. O masumane huzur yok ediliyor, kendi elleri emekleriyle yapılan her şey talan ediliyor, hayvanlar, insanlar, saksıdaki çiçek bile mutsuz! Türlü acılar ve zalimlikler sonucu ada kimseye yar olmuyor. Ne bir insana, ne bir hayvana ne de o eli kanlı "başkana"! bu ada ütopya'nın timsali iken, bir anda günümüz ülkelerinin aynı oluyor, çünkü başlarimizda bulunan hükümet ve yönetim şekli ne isterlerse yapabiliyor. sözde demokrasi, bir anda totaliter rejim olabiliyor. çünkü despotlar, önce bir fikir sunarlar buna halkı inandırırlar, sonra da bunun kabul edilmesi için türlü kurnazlıkla akıl çelerler. o fikir halk tarafından onaylanır, bunun doğru olduğu sanılır, çünkü bir boşluk yaratılmıştır ve onun doldurulması gerekmektedir. doğrular sanrı çıkar, ama çok geçtir. hep, 'çok geç' olmuştur. bilinç, aydınlanma, toplu uyanış mümkünatı varken olduralamayandır insan birey olduğunu
Edebiyat
Son AdaZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201362,2bin okunma
9/10
·550 syf.··
Beğendi
·
2018 12. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2018 08:03
Bir insan hayatının, devrimidir. Evet, karakterimiz Martin Eden yıllarca gemicilik yapmış, bambaşka ülkelere seyahat etmiş olup bir gün hayatının aşkı sandığı kadına aşık olur. Ve ona ulaşma uğrunda, hayatını bütünüyle değiştirmek ister. Çünkü Martin Eden, eğitimsiz, fakir ve aşağı bir sınıftan gelir, aşık olduğu kız ise kendisinden farklı bir sosyal sınıfa aittir. O ulaşılmazdır ve Martin bunun için çırpınmayı göze alır. Kızın hayatına, çevresine adapte olmak, bulunduğu ortamlarda bulunmak, konuştuğu kişilerle konuşmak için her türlü faktöre ayak uydurmaya hazırdır. (Sınıf farkı Titanic'teki Jack ve Rose gibi lâkin daha çetrefilli ve etkileyici) Kendini bu sosyal sınıfa eş değer görmek için türlü çaba ve girişim sonucu entellektüel, eğitimli ve kültürlü bir insan olmuştur. Çünkü günlerini kitap okuyarak geçiriyor, saatlerce araştırma yaparak harcıyor bunun yanında ek işlere giriyor kılık kıyafetine çeki düzen veriyor, diksiyon ve hitabet öğreniyor, çünkü Ruth'un karşında nazik ve görgülü olmalı.. gibi gibi türlü nezaket ve adab-ı muaşeret kurallarını öğreniyor. Yazılar yazarak para kazanmaya başlıyor çünkü ihtiyaçları artıyor. Böylesine yoğunluk ve çaba sonucu elbette statü kazanıyor, amacına ulaşıyor. Yeteneği, zekası ve insanüstü çabası sayesinde; geçmişte onu hor gören bu insanların özendiği, takdir ettiği ünlü bir yazar oluyor. Ancak Martin artık mutlu olmadığını fark ediyor. Ne Ruth'tan beklediğini bulabilmiştir ne de bu şaşalı sosyal çevreden! Insanların arasına girdikçe bu sınıfın yozlaşmışlığını ve örnek aldığı insanların yapmacıklığını görmeye başlar, uğruna kendini hırpaladığı çevrede her şey ve herkes anlamsızlaşmıştır onun için. Bu duygular dahilinde kafasına dank eden feryat, geçmiş özlemidir. Martin, kazandıkça, aslında çok şey kaybettiğini anlar. O göz
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma
9/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2018 7. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2018 19:17
Eveeeet bir distopya kitabının daha sonuna geldik.. Günümüzün bilim kurgu filmlerinde çokça rastladığımız teknolojinin ileri boyutu, lüks müdür yoksa felâket mi? buyrun görelim. Bundan 500 yıl sonrasını düşünün, öyle ki kolaylık icin akıllı evler -yanmayan- ve robot köpekler geliştirmişler. dekoratiflik için yapay çimler dizayn etmişler. Her şey anlamını yitirmiş çünkü uzay çağı dedikleri unsur kolaylıkların yanı sıra, uğraş imkânını elden alıyor. Bu da, Sanayi Devrimindeki gibi kol gücünün yerini makine gücü alınca insanlara da ihtiyaç kalmaması durumu.  Örneğin, itfaiyecilik. Evler yanmayacak kadar akıllanınca onlara ihtiyaç kalmıyor. Bunun üzerine er'lere yeni vasıf tanınıyor, ve kitap yakmakla yükümlendiriliyorlar. Ulaşım lüksünden bahsetmiştik.. Bu, kişide isteksizliğe yol açmanın yanı sıra merak isteğini de öldürür cinsten. Günümüzde de çokça cereyan eden, vuku bulan bir sorundur. Burada ise buna fırsat verilmiyor çünkü bütünüyle halkın zihinleri egale edilmiş. Sistem dolayısı ile kitap okumak yasaklanmış ve suç sayılmış, sebepleri ise: okumak melankoliye iter, düşünme yolu ile beyni meşgul eder, duygusal ve düşünsel maksadıyla farkındalık yaratır. (Halkın Gözünü Açması) Ki bu tüm hükümetlerin korktuğu durumdur. Bunu engelleme amaçlı türlü yollara ve zorbalığa başvulur. Ta ki Montag adlı itfaiye er'inin zihninde flaş gibi çakan aydınlanma durumu söz konusu olana kadar. Halk, dev boyutlu renkli ekranlarla kandırılıp (tv) beyni söğüşlenene kadar gerçeklerden kaçar, yalanla yaşardı. Çünkü sahte mutluluklara ihtiyaçları vardı. Kitaplardaki gibi ne acılardan bahsediliyordu ne de dünyanın ahvalinden. Yalnız, Montag ve kaçak bir kaç ilim sahibi şahıs durumun bilincindeydi. kitapları okuyup, hemen yakıyorlardı, ama zihinlerinde Einstein, Darvin, Aristophanes, Gandhi,
Edebiyat
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,5bin okunma
9/10
·218 syf.··
2018 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2018 16:56
Görünmez Adam'ın macerası, bir bilim insanı olup görünmezlik iksirini bulmasıyla başlıyor. Evet günlük yaşantımızda hangimiz bu fantastik düşünceyi hayal etmedik ki? Görünmez olsam şunu bunu yaparım her yeri gezerim gibi gibi... Yazarımız da bunu çok güzel bir şekilde ele alıp kurgulamış ve 'neden görünmez olmamalıyız' adlı antitez fikrini ortaya koymuş. Aslında düşününce çok haklı yerleri var çünkü fantastik bir varlık yok karşımızda. Karakterimiz her şeyden önce bir insan ve tüm insani ihtiyaçlara gereksinimi var.. Kıyafet, Uyku, Barınma, ve en önemlisi Yemek gibi. Gorunmez olup, her şeyini yakıp kendini hür sanınca işler sarpa sarıyor, yaşadığı yeri terk ediyor ve kasaba değiştiriyor. Çok geç olmadan fişleniyor tabii. Insanlar 'Gorunmez Adam' fikrine aşina olmadıkları için korkuyorlar ve istemiyorlar. Iyi bir insan olmasına karşın koşullar onu kötü etkiliyor. Havanın soğukluğuna karşı soyunmak, yediği yemeğin sindirilmesi için beklemek gibi.. çünkü bu gibi unsurlar onu görünür kılıyor ve bu ihtiyaçlarından vazgeçmek zorunda kalıyor. Günlerdir sefil hayatı yaşayıp perişan olunca bir iki insandan zoraki yardım talep ediyor. Geri dönüşler olumlu değil ve Görünen Adam için yine hüsran vakti. Koşullar karşısında zorlanınca elindeki tek kozu gorunmezligi kullanarak Terör Dönemi başlatacağını söylüyor buna karşın polisler geniş kapsamlı harekatlar başlatıyor. Evet sonunda da bu macera Görünmez Adam'in yakalanmasi ile bitiyor. Okurken ordan oraya sürükleyen ve aşırı eğlenceli bir kitap olarak okunmayi hak ediyor bence. ((He Onur Ünlü'nün ironiyle karışık absürt olan kısa metraj dizisi Görünen Adam'da izlenmeli derim:))  Iyi okumalar.
Sinema
Görünmez AdamH. G. Wells · İthaki Yayınları · 201910,6bin okunma