Bir köpek karşısında yalnız kalamazsın, bir insanın karşısında da öyle. Oysa bir ağaçla hiçbir zaman diyaloğa girmezsin. Bir köpekle karşı karşıya yaşayamazsın, çünkü köpek, her an, senden onu yaşatmanı, beslemeni, okşamanı, ona uygun bir insan olmanı, efendisi olmanı, onu anında yere yatıracak o köpek ismini gürleyen Tanrı olmanı isteyecektir. Oysa ağaç senden bir şey istemez. Köpeklerin Tanrısı, kedilerin Tanrısı, yoksulların Tanrısı olabilirsin, elinde bir tasma, biraz ciğer, biraz servet olması bunun için yeterlidir, ama asla bir ağacın efendisi olmayacaksın. Kendin de bir ağaç olmayı istemekten başka bir şey yapamayacaksın.
Bir şeyler kırılıyordu, bir şeyler kırıldı. Kendini -nasıl demeli?- dayanıklı hissetmiyorsun artık: Sana bugüne kadar güç veren -öyle sanıyordun, öyle sanıyorsun-, yüreğini ısıtan şey, varoluş duygun, neredeyse önemli olduğun duygusu, dünyaya bağlanma, dünyada kalma duygusu eksikliğini hissettirmeye başlıyor.
neden bu kadar çok kitap okuyorsun?
- "sorma neden, niçin her şey yalnızlıktan."
neden bu kadar çok kitap okuyorsun?
-" neden insanlar bu kadar az okuyor?"
neden bu kadar çok kitap okuyorsun?
-"yapacak daha iyi bir şey aklıma gelmediği için."
neden bu kadar çok kitap okuyorsun?
-" yazamadığım için."
neden bu kadar çok kitap okuyorsun?
-" ne yapayım, aptallıklarınızın bir parçası mı olayım?"