Kurtuluş ümitlerine vedâ etmeden uyunmanızı istiyoruz.
İyi niyetimize akıl erdiremiyor, gayretlerimize yabancı kalıyorsunuz. Hatta biz olmasak daha rahat uyuyacağınızı sandığınız, bu yüzden bize düşman kesildiğiniz bile oluyor. Yine de baş ucunuzda davul çalmaktan vazgeçmeyeceğiz.
Farklılık şahsiyetin işaretidir; kişide de, toplumda da bağımsızlığın ifadesidir. Kişi esasta, yalnız imanı ile sınırlıdır yahut bağımlıdır. Maddî ve manevî dünyasının, eylemlerinin sabitleri, ölçüleri, inandığı mukaddeslerdir. İnsan, bu ölçülerle iradesini kullanır, hürriyetini eylemlerinde gerçekleştirir. İnançla ölçülendirilmemiş bir düşünce ve eylem hürriyeti, hiçbir yaratıcılığı olmayan bir serserilikten ibarettir.
Necip Fazıl İslâm’ı vurgularken, Atsız Hoca Türk soyu diye destan yazarken, Yahya Kemal Osmanlı diye yanar, haykırırken, Peyami Safa sentez deyip milliyet ve maneviyatı savunurken, Mümtaz Turhan ilimcilik yaparken, Remzi Oğuz coğrafyayı vatanlaştırırken ve A. Hamdi Tanpınar Cumhuriyet fikir ikliminin yükseklerinde kanat çırparken hep millî kimliği çizmek ve bu arayış hassasiyetini diri tutmak için çabalıyorlardı.