"Arasının açıldığı eski dostuyla bir zamanlar sahip olduğu bağı yeniden kurmaya çalışırcasına, tüm kalbiyle okumaya devam etti. Bu iki arkadaş sabahtan akşama dek bir türlü birbirlerinden ayrılamadı. Bunca zaman uzak kalmış olmalarına rağmen araları çabucak düzelmişti. Kitap Youngju'ya kucak açmış, o da yetmeyince sıcacık sarılmış, Youngju'nun nasıl bir insan olduğunu gözetmeksizin onu olduğu haliyle kabul etmişti. Youngju yüreğinin güçlendiğini hissetti."
"Ne kadar acı çektiğimi söyleyememenin adaletsizliğiyle her gece ağlamıştım. O zamanlar ben de senin gibi tükenmiş bir halde kendimi sandalyeye bırakıp saatlerin akıp gitmesine izin verseydim ne olurdu diye düşünüyorum. Belki de gözyaşlarım daha çabuk dinerdi. Ben çok ağladım. Ağlamak istediğinde ağlaman lazım. Yüreğin ağlıyorsa, sen de ağlamalısın. Böyle böyle yavaşça iyileşiyor insan."
"Geçmişin havasından kurtulup, yeni havayı kucaklamak. Kendisini ne zaman geçmişinden koparabilecekti? Geçmişten kurtulma çabası da özünde bir tür hırs değil miydi?"
"İrade veya tutku gibi kelimelerin ne anlama geldiğini irdelememeye karar vermişti çünkü güvenmesi gerekenin, benliğini yönlendirmek adına sürekli tekrar ettiği bu kelimeler değil, kendi sağduyusu olduğunu anlamıştı. Artık bir alanı sevmesi, kendini huzurlu hissedip büsbütün olduğu gibi var olabilmesi, kendini dışlamadan kabullenebilmesi, o alanda kendine değer verip sevmesi gibi niteliklere bağlıydı."