Bu dünyaya bir kez gözlerini açan her insan nefes almaya devam etmek için ne yapması gerekiyorsa onu yapıyordu işte. Böyle yaşamayı seçtikleri için onlardan nefret edemezdim. Yaşamak... Yaşamak ne kadar katlanılmaz, ne kadar korkunç bir şeydi!
"Büyümüş de küçülmüş gibi davrandığım vakit insanlar gerçekten öyle olduğum dedikodusunu çıkardılar. Tembellik ettiğimde tembelsin dediler. Kitap yazmayı beceremeyeceğimi düşündüğümde yazamayacağımı söylediler. Yalancı rolüne büründüğümde yalancı muamelesi gördüm. Zengin biri gibi yaşadığımda zengin oldum gözlerinde. Umursamaz numarası yapınca umursamaz sandılar beni. Ama gerçekten acılar içinde inlediğimde kimse bana inanmadı."
Bireyin, türün ve ortamın varlığını sürdürmesi... İnsanoğlunu harekete geçiren bunlardır. Öncelik sırasının insan hayatı boyunca nasıl değiştiğini gözlemleyebilirsiniz. Herhangi bir yaşta bir insanın en büyük kaygısı nedir? Hava koşulları mı? Hazım durumu mu? Bunlar o kadının(ya da adamın) gerçekten umurunda mıdır? Bedenin duyabildiği ve tatmin etmeyi umduğu bütün bu çeşit çeşit açlıklar. Başka neyin önemi olabilir ki?