akıcı bir gerilim filmi tadında, oldukça heyecanlı bir kitaptı. kim haklı kim haksız çok anlayamadım, çünkü birçok olay birçok insan gözünden ele alınmış iyisiyle kötüsüyle. hayatta da böyle, kimsenin yüzde yüz haklı ya da haksız olmayışı bu kitapta görülüyor. sosyal anlamda adalet tanımını sorgulatan, çıtır çerez bir kitap.
*spoiler uyarısı**
çıkarılan bazı dersler;
- başarısız da olacaksan kendin olarak ol.
- seni olumsuz etkileyen şeyden uzaklaşmazsan kafayı yersin. bazen kaybetmek kafayı yemekten daha çok kazanmaktır.
- sosyal medya anlıktır. hiçbi şey kimsenin göründüğü kadar umrunda değil. olayları ve kişileri sadece yüzeysel ele almak mümkün dolayısıyla çok da takılma.
- şöyle bir kısım vardı bir de, anksiyete tanımı konusunda beğendiğim;
“ terapistim beni paniğe sürükleyen anılarla baş etmenin en iyi yolunun bunları bir korku filminden sahnelermiş gibi düşünmek olduğunu öğretmişti. insanı yerinden sıçratan şeylerin dehşet verici olmasının sebebi insanı gafil avlamaları, seni neyin beklediğini bilmemen. ama tekrar tekrar izledin mi, içine şeytan girmiş rahibenin köşeden ne zaman çıkacağını bildin mi, üstündeki gücünü kaybederler.”