Sonra Odysseus'u gördü ihtiyar, sordu:
"Şunu da söyle bana, kızım, bu kim?
Bir baş küçük Atreusoğlu Agamemnon 'dan boyu,
ama omuzlarıyla göğsü geniş ondan. Bırakmış silahlarını erleri besleyen toprağın üstüne,
erler arasında yürüyor bir koç gibi.
Sütbeyaz bir koyun sürüsü içinde gidip gelen
bol yünlü bir koça benzetiyorwn ben onu."
Zeus'un kızı Helene karşılık verdi, dedi ki:
"Çok akıllı Odysseus'tur o, Laertes'in oğlu,
kayalık İthake halkı arasında doğdu büyüdü.
Kurnazlıklar bilir çeşit çeşit,
hüneri var türlü türlü."
Akıllı Antenor karşılık verdi, dedi ki:
"Ey kadın, ne de doğru söyledin bu sözü,
bir zamanlar tanrısal Odysseus buraya
senin için görüşmeye elçi gelmişti hani,
Ares'in sevdiği Menelaos da vardı yanında.
Konuk ettiydim evimde onları, ağırladıydım,
ikisi de boylu boslu, çok akıllıydılar.
Ama karışınca Troyalılar arasına,
O Menelaos ayakta geniş omuzlarıyla dostunu aşıyordu,
oturdukları vakit, dağ gibiydi Odysseus.
Herkes önünde, dokuyunca kafalarındakini,
gerçi Menelaos konuşuyordu rahat, tok,
az söylüyor, öz söylüyordu,
yaşça da küçüktü Odysseus'tan, ama
çok akıllı Odysseus kalkıp durunca ayakta,
yere dikiyordu gözlerini, bakıyordu öylece,
sallamadan sağa sola değneğini,
benziyordu dimdik durup ne söyleyeceğini bilmeyen adama.