Tahir

Tahir
@dantes34
Etine sivri kargı değmemiş bir adam, gelseydi buraya, dolaşsaydı erlik alanını, Pallas Athene alsaydı elini eline, bütün okların gücünü beri tutsaydı ondan, göremezdi o adam bu savaşın tek bir aksak yanını. Bir yığın Troyalıyla bir yığın Akhalı o gün serilmişlerdi tozun toprağın içine, işte böyle sırt sırta, yan yana.
Sayfa 86
Alıntı
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Saldırdı Troyalılarla Akhalar birbirlerine kurtlar gibi, insanlar insanları tepeledi.
Sayfa 84
Alıntı
Çok akıllı Odysseus baktı yan yan, dedi ki: "Nasıl bir söz kaçtı dişlerinin arasından Atreusoğlu? Atları iyi süren Troyalılara karşı biz Akhalar çevik Ares'i uyarırken böyle, sen ne yüzle söylersin savaşta gevşediğimizi. Canının istediğini göreceksin birazdan, göreceksin Telemakhos'un sevgili babasını en önde atları iyi süren Troyalılara karşı. Senin bu söylediklerin boş laf." Kral Agamemnon onu öfkeli görünce gülümsedi, geri aldı sözünü, dedi ki: "Cin fikirli, kurnaz Odysseus, Zeus'tan doğma Laertes'in oğlu, boş yere çıkışmak, buyurmak istemem sana, bilirim, iyi şeyler düşünür göğsünde yüreğin, duyduğumu duyarsın sen de, bilirim. Haydi, bu işleri sonra koyarız yoluna. Kötü sözleri tanrılar yele versin."
Sayfa 80
Alıntı
Sevindi Kral Agamemnon görünce onu, seslendi, şu kanatlı sözlerle dedi ki: "İhtiyar sende bu ne yürek böyle, bu güç bacaklarında da olsa keşke, dizlerin de yüreğine tıpatıp uysa. Oysa kaçınılmaz yaşlılık kemiriyor seni. Keşke başka biri yaşlı olsa senin yerine, sen de delikanlılar arasına karışabilsen hani." Karşılık verdi at sürücüsü Nestor, dedi ki: "Nerde o günler Atreusoğlu, nerde, ben de isterdim Eurythalion'u öldürdüğüm günkü gibi olmayı, ama tanrılar insana her şeyi birden vermezler ki. O günler gençtim, şimdi yaşlılık çöktü üstüme. Ama karışacağım atlar arasına yine de, onlara yol gösterme gücüm ve sözüm var . Yaşlıların üstünlüğü bundan başka ne ki. Kargıları delikanlılar kullansınlar, güvenir onlar güçlerine, savaşa benden iyi yatar elleri."
Sayfa 79
Alıntı
Sonra Odysseus'u gördü ihtiyar, sordu: "Şunu da söyle bana, kızım, bu kim? Bir baş küçük Atreusoğlu Agamemnon 'dan boyu, ama omuzlarıyla göğsü geniş ondan. Bırakmış silahlarını erleri besleyen toprağın üstüne, erler arasında yürüyor bir koç gibi. Sütbeyaz bir koyun sürüsü içinde gidip gelen bol yünlü bir koça benzetiyorwn ben onu." Zeus'un kızı Helene karşılık verdi, dedi ki: "Çok akıllı Odysseus'tur o, Laertes'in oğlu, kayalık İthake halkı arasında doğdu büyüdü. Kurnazlıklar bilir çeşit çeşit, hüneri var türlü türlü." Akıllı Antenor karşılık verdi, dedi ki: "Ey kadın, ne de doğru söyledin bu sözü, bir zamanlar tanrısal Odysseus buraya senin için görüşmeye elçi gelmişti hani, Ares'in sevdiği Menelaos da vardı yanında. Konuk ettiydim evimde onları, ağırladıydım, ikisi de boylu boslu, çok akıllıydılar. Ama karışınca Troyalılar arasına, O Menelaos ayakta geniş omuzlarıyla dostunu aşıyordu, oturdukları vakit, dağ gibiydi Odysseus. Herkes önünde, dokuyunca kafalarındakini, gerçi Menelaos konuşuyordu rahat, tok, az söylüyor, öz söylüyordu, yaşça da küçüktü Odysseus'tan, ama çok akıllı Odysseus kalkıp durunca ayakta, yere dikiyordu gözlerini, bakıyordu öylece, sallamadan sağa sola değneğini, benziyordu dimdik durup ne söyleyeceğini bilmeyen adama.
Sayfa 60
Alıntı