+ "Rüya düşüncelerinde bilincin rahatsız edici, sorunlu olarak gördüğü bastırılmış istekler, düşünceler ve hayaller varsa ve üstleri kapatılmazsa bunlar kendilerini yıkıcı ve rahatsız edici şekilde gösterebilirler." /Dany Nobus

zeynep

@namut3nahi
·
"Rüyalar, insanlara uyandıklarında hatırladıkları bir hikaye olarak görülebilir ama Freud için bu hikaye, rüyalarımızın sadece üst kısmıydı. Bunun altında kalan kısma, örtülü rüya düşünceleri diyoruz..."
1000Kitap
EJDERHALARIN DOĞUMU
Çatlayan bir taşın sesini duydu. Ağaçlardan, çalılardan ve otlardan kurulu yığın hareket etmeye, kendi içine doğru çökmeye başlamıştı. Köz haline gelmiş odun parçaları Dany’nin üstüne düşüyordu. Dany kıvılcımlar ve küllerle yıkanıyordu. Alevlerin arasından başka bir şey daha düştü, zıplayarak, yuvarlanarak gelip ayağının dibinde durdu. Kırılmış, üstünden dumanlar tüten, altın damarlı, kıvrımlı bir taş parçasıydı. Dünya bir kükreme sesiyle doldu. Kadınlar ve çocuklar hayret dolu çığlıklar atıyordu ama ateş duvarının arkasındaki Dany onları güçlükle duyabiliyordu. Hayatın bedeli ancak ölümle ödenir. Şimşek gibi gürültülü ve keskin ikinci çatlama sesi duyuldu. Duman Dany’nin etrafında dönerek kıvrılarak yükseliyordu. Cenaze ateşi bir kez daha sallandı. Dany ürkmüş atların bağırışlarını, Dothrakların korku ve dehşet dolu çığlıklarını duydu. Sör Jorah onun adını haykırıyor, lanetler okuyordu. Hayır, demek istedi ona. Hayır güzel şövalyem, benim için korkma. Ateş benim. Ben Daenerys Fırtınadadoğan. Ejderhanın kızı. Ejderhanın gelini. Ejderhanın annesi. Göremiyor musun? GÖREMİYOR MUSUN? Alevleri ve dumanı yerden on metre yükseğe püskürten bir patlamayla ateş yığını tamamen çöktü. Dany korkusuzca alev fırtınasının içine yürüyüp çocuklarını çağırdı. Üçüncü çatlama, dünya ikiye ayrılıyormuşçasına şiddetli bir sesle geldi. Ateş sonunda sönüp toprak üstünde yürünecek kadar soğuduğunda Sör Jorah, Dany’yi küllerin ortasında, kararmış kütüklerin, hâlâ parlayan közlerin, insan ve at kemiklerinin arasında buldu. Çırılçıplaktı, teni isle kaplıydı. Giysileri küle dönmüştü. Güzelim saçları yanıp yok olmuştu... ama Dany hiç zarar görmemişti. Kemik ve altın rengi ejderha sol göğsünü emiyordu. Yeşil ve bronz olan sağ göğsündeydi. Siyah ve kızıl olan omuzlarına uzanmış, uzun eğri boynu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
BARRİSTAN SELMY'NİN KAÇIŞI
Sör Barristan, dairesine dönen Dany’ye eşlik etti. Basamakları tırmanırken, “Bana bir hikâye anlatın sör,” dedi Dany. “Mutlu sonla biten bir kahramanlık hikâyesi.” Mutlu sonlara ihtiyacı vardı. “Bana İşgalci’den nasıl kaçtığınızı anlatın.” “Majesteleri. Hayatını kurtarmak için kaçmak kahramanca bir şey değildir.” Dany bir minderin üstüne oturdu, bağdaş kurdu ve şövalyeye baktı. “Lütfen. Sizi Kral Muhafızlarından azleden, Genç işgalci’ydi...” “Evet, Joffrey. Sebep olarak yaşımı öne sürdüler ama gerçek başkaydı. Çocuk, köpeği Sandor Clegane için beyaz bir pelerin istiyordu. Çocuğun annesi de Kral Katili’nin lord kumandan olmasını arzu ediyordu. Bana söylediklerinde... emrettikleri gibi pelerinimi çıkardım, kılıcımı Joffrey’nin ayaklarının dibine attım ve akılsızca konuştum.” “Ne söylediniz?” “Gerçeği... ama gerçek, o mecliste hiçbir zaman hoş karşılanmamıştır. Taht odasından başım dik bir şekilde çıktım ama nereye gideceğimi bilmiyordum. Beyaz Kılıç Kulesi’nden başka evim yoktu. Kuzenlerim Hasat Kalesi’nde benim için bir yer bulurlardı, bunu biliyordum, ama Joffrey’nin hoşnutsuzluğunu onların üstüne çekmek istemiyordum. Bana yapılan haksızlığa, Robert’ın affını kabul ederek bizzat sebep olduğumu fark ettiğimde eşyalarımı topluyordum. Robert iyi bir şövalyeydi ama kötü bir kraldı ve oturduğu taht üstünde hiçbir hakkı yoktu. İşte o an, kendimi affettirmek için gerçek kralımı bulmam ve ona sadakatle hizmet etmem gerektiğini anladım.” “Ağabeyim Viserys.” “Niyetim buydu. Ahırlara vardığımda altın pelerinliler beni yakalamaya çalıştılar. Joffrey bana, içinde öleceğim bir kale önermişti ama hediyesini hakaretle geri çevirmiştim, o da bana bir zindan öneriyordu şimdi. Şehir Muhafızlarının kumandanı bizzat karşıma çıktı, kınımın boş oluşu onu yüreklendirmişti. Ama
Düğün alayı Merhamet Tapınağı’na doğru dönerken, “Söyleyin bana,” dedi Dany, “annem ve babam kendi kalplerini dinlemekte özgür olsalardı, kimlerle evlenirlerdi?” “Bu çok uzun zaman önceydi. Majesteleri o insanları tanımaz.” “Ama siz tanıyorsunuz. Anlatın.” Yaşlı şövalye başını eğdi. “Anneniz, vazifesine önem veren bir kraliçeydi.” Sör Barristan, altın zırhının ve omuzlarından dökülen beyaz pelerininin içinde yakışıklıydı ama sesi, acı çeken bir adamın sesi gibiydi; her kelime, adamın boğazından geçen bir taştı sanki. “Ama genç bir kızken... fırtına topraklarından gelen genç bir şövalyeye vurulmuştu. O şövalye, bir turnuvada onun uğurunu takmış ve onu aşk ve güzellik kraliçesi ilan etmişti. Kısa süren bir şeydi.” “O şövalyeye ne oldu?” “Leydi annenizin babanızla evlendiği gün, o şövalye mızrağını bir kenara bıraktı. Sonra dindar bir adama dönüştü ve Kraliçe Rhaella’nın yerini yalnızca Bakire’nin doldurabileceğini söylerken duyuldu. Tutkusu elbette imkânsızdı. Arazi sahibi bir şövalye, kraliyet kanı taşıyan bir prensesle evlenmeye uygun değildir.” Ve Daario Naharis yalnızca bir paralı asker, arazi sahibi bir şövalye nin altın mahmuzunu bağlamaya bile uygun değil. “Ya babam? Kraliçesinden daha çok sevdiği bir kadın var mıydı?” Sör Barristan eyerinde kıpırdandı. “Sevdiği... değil. İstediği, daha doğru bir kelime olabilir... ama bu sadece bir mutfak dedikodusuydu, çamaşırcı kadınların ve seyis yamaklarının fısıltılarıydı...” “Bilmek istiyorum. Babamı hiç tanımadım. Onunla ilgili her şeyi bilmek istiyorum. İyi şeyleri ve... diğer şeyleri.” “Nasıl emrederseniz.” Beyaz şövalye kelimeleri dikkatle seçti. “Prens Aerys... gençken, Casterly Kayası’ndan bir leydiye tutulmuştu, Tywin Lannister’ın kuzenine. Leydi ile Tywin evlendiğinde, babanız düğün ziyafetinde çok
Canı ki busəyə vermək sənə, sevdayə dönüb. Sənə eşq əhli yolundan bu təmənnayə dönüb. İntizarında sənin gün demək olmaz günümə. Gecəmin şərhi də eynilə müəmmayə dönüb. Aramızdan su keçəndən gözümün yaşı axıb, Damla-damla yığılıb bir yerə dəryayə dönüb. Onda hər dəfə dönüb getməmək üçün gələnin, İndi röyamə gəlib-getməyi röyayə dönüb. Binəva bülbülü divanə edib gül dərdi. Suzi-ahiylə könül gülşəni səhrayə dönüb. Şəmtək, ey günəş üzlüm, alışıbdır könlüm. Sinəmin məscidi hicrində kəlisayə dönüb. Aldanıb danəyə dil qumrusu, Azim, təzədən Zövqü şövqün buraxıb getdiyi dünyayə dönüb. Pünhan Azim
Edebiyat
Taht Oyunları ile ilgili bir şey daha söyleyeceğim, 1. kitaptan beri hep robb dany shiplemiştim ve olacaklarına inanıyordum😭 aklıma her geldiğinde üzüldüğüm ikilidir benimle ilgili bir anekdot olsun AMA ÇOK YAKIŞMIYORLAR MI