Bunca yıllık meslek hayatımda alışamadığım mekânlardan biri de morgdur. Defalarca gelmiş olmama, hatta kimi zaman otopsilere katılmama rağmen ne zaman yolum beyaz fayanslarla kaplı, bu tuhaf kokulu mekâna düşse, bedenim anlamlandıramadığım bir ürpertiyle titrer, tüylerim diken diken olur.
Bazı cinayetlerin aydınlanması polisin çabasına değil, siyasi iktidarın tavrına bağlıdır. Elinizde ne kadar ipucu, ne kadar somut kanıt olursa olsun hiçbir yararı olmaz. Çünkü yukarıdan birileri, bu işin aydınlanmasını istemiyordur. Bazen doğrudan söyledikleri de olur ama genellikle her adımda önünüze engeller koyarak sizi yolunuzdan saptırmaya çalışırlar.
İhanetlerin en kötüsü, bedenimizin bizi satmasıdır. Ama ne yaparsan yap, eninde sonunda yapar bu alçaklığı. Allah’ın emri, bu ihanetten kaçış yok. En güzeli vakitlice ölümdür. Muhannete muhtaç olmadan.
İstanbul’a nereden bakmak istersin diye sorsalar, hiç duraksamadan Salacak’tan derim. Çünkü şehrin görkemli silüeti en iyi buradan görünür. Hele bir de geceyse, çöken karanlık, bu kadim şehrin kalbine çakılan o iğrenç binaların sert çizgilerini silikleştirmeye başlamışsa…