Bazı hikâyeler hiçliğin belirsizliğinde başlar, bazıları kanla son bulur. Bazı efsaneler çatışmadan doğar, bazıları da unutularak boğulur. Bazı hikâyeler ise sonsuzdur. Benimki bittiği yerde başladı, başladığı yerde son bulacak.
Biz tarihin en eski zamanlarından beri asil bir ırk olarak yaşadık. Biz lisanı Lâtin, vatanı Kelt, adı German olan piç bir millet değiliz. Dayak yerken de zafer zafer diye bağıran Golova horuzunu artık çok iyi tanıyoruz. O Golova horuzu ki bu kartalın sessizliğini miskinlik sanı-yor. Fakat Niğebolu, Akâ ve Çanakkale'yi unutmam.
Cihan harbi kimin harbedebileceğini, kimin edeme-yeceğini gösterdi. Cihan harbinde, artık harp istemiyoruz diye kütle halinde silâhla isyan eden ve kendi siperlerinin içinde kütle halinde imha olunan yegâne asker Fransız askeridir. Hem de bunu uzak ve yabancı cephelerde değil, vatanlarında, Fransa'da yaptılar.
Bu korkaklığı yapan ve millî kahraman diye tapındık-ları Jan Dark ve Napolyon'u düşmanlarına teslim ederek esarette öldüren Fransızların tehditleri bizi sadece güldürür.
Zarif zamparalardan mürekkep olan bu bezirgan ruhlu millet unutmamalıdır ki harp meydanında en mükemmel silâhları da kullanacak olanlar, onlarda pek az olan "erkek-ler'dir ve 10.000 000 kurt, 40.00.000 köpekten korkmaz...
Atsız Mecmue, Sayı: 15
"Ahıska halkı, Türk celâdet ve kahramanlığını Ruslara göstermiştir. Dünya savaş tarihinde Türklere en büyük bir celâdet sahifesi açan Ahıska Kalesi savunmasında, Rus askerî yazarlarının dedikleri gibi, kadınları dahi, azap melekleri gibi, yalın kılıç ellerinde Rus askerlerinin üzerine Jan-Dark gibi ilahî bir yiğitlikle atılıyorlar, kanlara bulanarak ateşler içinde yanarak, vatanları uğrunda tatlı canlarını Cenabı Erhamerrahimîne teslim ediyorlardı."