Sinan

Sinan
138 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
Devlet mi İnsan mı
8/10
·128 syf.·
2019 25. kitabı
İbn Haldun'un Mukaddime isimli eserinden seçmelerden oluşan kısa olmasına binaen içeriği öz itibariyle kulağımıza küpe edilip hayatımızda düstur alınacak nitelikte. Devletlerin kuruluşu, yükselişi, ihtiyarlaması konuları üzerine dönemin Arap devletlerinden örnekler verilerek tefekkür edilip kaleme alınmış. Bu dönemlerdeki zorluklar ve tarihte karşılaşılan örnek olaylarla hangi davranışların ne tür sonuçlara varabileceği resmedilmiş. Kitabın bana göre can alıcı noktası son kısımda bulunan; Tahir b. Hüseyin'in, Vali olarak atanan oğlu Abdullah'a yazdığı tabiri caizse çobanlığını yapacağı halka hizmet ederken dikkat etmesi gereken hususları (öz olarak İslâm üzere yönetmesi, Allah'ın rızasını gözetmesi) tavsiye niteliğinde kaleme aldığı mektubudur. Refahın olmazsa olmazlardan olmanın yanında rehavetin devleti ihtiyarlamaya belki de sonuna hazırlayacağını da ifade eder. Ayrıca devletin ticaret ve ziraatle uğraşmaması konusunu üzerine basarak vurgulaması üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken noktalardan birisi sanırım. Eser devlet temelli olsa da insan ekseninde de değerlendirilerek 'bir küçük âlem' olan insanın kendisini yönetiminde de uyması uygulaması gereken hususlar içerdiği çıkarımı yapılabilir kanaatindeyim. Asıl olarak bakarsak pek çoğu bildiğimiz ancak hayatımıza uygulamakta yeterli gayreti göstermediğimiz noktalardan oluşan bu eseri okuyup kendi muhasebemizi yapabiliriz. İslâm'ı hakkı ile yeterince biliyor muyuz, bilmediklerimizi eksiklerimizi öğrenmek için gayret gösteriyor muyuz Müslümanlar olarak..? Yahut Elhamdülillah Müslümanım demeyi yeterli mi görüyoruz..?
1000Kitap
Devletİbn-i Haldun · İlke Yayıncılık · 2017368 okunma
Reklam
Medeniyetler Diyaloğu..?
8/10
·205 syf.·
2019 24. kitabı
·
Kitap kapsamlı bir çalışmayla hazırlanmış gibi duruyor. Dünyanın ev sahipliği yaptığı; Mezopotamya, Pers, Hint, Çin, Afrika, Grek, Bizans, Amerika, Japon, İslâm ve aklıma gelmeyen diğer medeniyetlerin; inanç temelinde tarihi seyri içinde gelişimlerini gözler önüne seriyor. İnancın ilime, mimariye, sanata yani insanın yaşantısına nasıl yön verdiğini ana tema olarak ifade edebiliriz sanırım. Avrupa dışında kalan karalarda medeniyetlerin tarih içerisinde yer aldığını ancak avrupanın bir medeniyetinin olmadığını açık bir şekilde yazar bir avrupalı olarak kendisi söylüyor. Diğer medeniyetlerden beslenen avrupanın rönesansla birlikte girdiği süreçte teknik anlamda harika bir yol kat ettiğini ancak gerçekleşen bu teknik gelişmenin içeriğinin anlam ve mana olarak doldurulamadığını ifade eder. Bu gelişmeler neticesinde Batı'nın; -üretim tüketim toplumu -aklın üstünlüğü -Sonsuzun nicel ifade edilmesi anlayışına saplanarak bir çıkmaza yol almakla birlikte tüm insanlığı günden güne felakete sürüklediğini belirtiyor. Bu buhran ve bunalımdan çıkış yolu olarak ise medeniyetler diyaloğunu gösterir. Descartes'in "tabiata ve insana hakim olma ve hükmetme" temeline dayanan Batı anlayışının dünyaya sunmuş olduğu yapay medeniyetin, insanın hayatın anlamını ve gayesini yitirmesine sebep oluşunu ifade ederken; insanın hayatın anlamına ve gayesine nasıl kavuşabileceğini arka planda söylemiş oluyor. Şehirleşmelerimizin inancımıza ve kültürümüze uygun dizayn edilmesi gerektiği çıkarımını da yapabiliriz. İnanç ve kültür; ilmimizi, mimarimizi, sanatımızı ve daha nicesini etkiliyorsa bu durumun tam tersi de elbette ki mümkündür. Tabiri caizse "inandığımız gibi yaşamazsak yaşadığımız gibi inanırız" tümcesi durumu özetler sanırım. Eser ilginizi çekebilecek akıcı bir içeriğe sahip. Farklı bir
1000Kitap
İnsanlığın Medeniyet DestanıRoger Garaudy · Timaş Yayınları · 20181,958 okunma
Batı, Doğunun Yükselen Işığını Kabul Etmeli
8/10
·240 syf.·
2019 23. kitabı
Roger Garaudy'nin nasiplendiğim ikinci eseri oldu. Üçüncü Miras Bir İman Destanı: Tasavvuf Din ve Siyaset Bilimler ve Bilgelik Nebevi Felsefe Bütün Sanatlar Camiye ve Cami İbadetlere Götürür Müjde Veren Şiir Sonuç bölümlerinden oluşan eser giriş kısmı itibariyle biraz sıkıcı gelse de devamında ilginizi çekebilecek bölümler içeriyor. Tasavvuf ve Nebevi Felsefe ile ilgili olan bölümlerde oldukça sarsıldım; derin düşüncelere sevk etti beni. Aynı şekilde "Müjde Veren Şiir" bölümünde de eski ilim irfan tefekkür insanlarının mısraları beni aldı götürdü zaman zaman dağıldım. Özellikle bu üç bölüm beni oldukça etkiledi. Tam bilmemekle birlikte zannedersem Garaudy bu eserini bir Hristiyan iken Müslüman olmadan önce kaleme almış. Bu durumu da göz önünde bulundurarak eseri okuduğumuzda kendimizde sorgulamamız gereken çok fazla şey olduğunu hissediyoruz. Elhamdülillah Müslümanız fakat gerçekten Müslüman mıyız? İnandığımız dine, İslam'a, uygun yaşıyor muyuz gerçekten? Yorumlarda karşılaştığım bir durum da dikkatimi çekmişti eserde neden Osmanlı ile ilgili detaylı bir durum yoktu? Osmanlı gerçekten medeniyete katkı sağlayamamış mıydı yoksa batının gözündeki konumundan dolayı Osmanlıya ön yargı ile mi yaklaşılmıştı? Biraz arafta bir durum gibi olsa da Osmanlının batı gözünde sağlıklı bir konumda olmadığını hissettirdi bana bu eser. Bunun dışında insanlığın içinde bulunduğu medeniyet krizinden çıkış yolunu göstermeye, gözler önüne sermeye çalışan yazar oldukça bilgili ve donanımlı hatta İslam konusunda bile biz Müslümanlardan daha geniş bilgi ve birikime sahip ki hayatını araştırdığınızda göreceksiniz sonrasında kendisi de İslam dinine tabi oluyor zaten. Hayran kaldığımız batının temelinin İslam medeniyetine dayandığını gözler önüne sererek batının pozitivist dünya görüşünün
1000Kitap
İslam'ın VadettikleriRoger Garaudy · Timaş Yayınları · 20181,144 okunma