m4’te bir günde bitirdiğim kısacık sürükleyici bir kitaptı. Genel olarak kurgusu, bir olayı farklı taraflardan ele alışı benim için çok iyi bir okuma olmasını sağladı.
Kitap üç bölümden oluşuyor, temel olarak bir ana olay var, ana karakter olan kızımızın bir gün gördüğü bir rüya ile vegan olması. Evet vejeteryan değil vegan, neden kitabın ismi bu, hadi vejeteryan olsa bile bu kitaba bu isim mi verilir diye söylendim doğrusu çünkü bence pek içeriğiyle örtüşmüyor ama NEYSE.
Herhangi bir muhakeme sonucu değil ansızın alınan bu karar sağlıksız bir zihin yapısının çanlarının çaldığının habercisi fakat tabii ki çözüm üretmek, yanında olmak, anlamak ve terapi almasını sağlamak bir yana tüm sorunun vegan olması olarak görülüp ağzına zorla et tıkılmaya çalışılması tam da benzer kültürümüzde olabilecek bir şeydi. Bu yüzden, özellikle ilk bölümü okurken sürekli ‘ah anlaşılmak’ dedim, sevdiklerin tarafından anlaşılmak…
İlk bölümde kadının öküz eşinin dümdüz beyninden geçen dümdüz anlatıyı okuyunca “e nerde bunun edebiyat ödülü” olmadım değil. İkinci bölümde istismarcı enişte yüzünden delirmedim değil. Ama üçüncü bölüm… Dostlar harikaydı.
Ana karakterin ablası, hayattaki tüm zorluklara karşı kendi kabuğunu oluşturmuş fakat bu kabuğu da kendi çevresine göre şekillendirmiş bir kadın, ataerkil düzendeki birçok kadın gibi. İç hesaplaşmaları, hayata bakışı, sorgulayışı… Her şeyiyle bayıldığım bir bölümdü ve tabii “edebiyatı burdaymış” dediğim.
Neyse velhasıl kelam güzeldi, hoştu. Han Kang Hanımın suyunu çıkartırım artık. Sevgiler.