darya

darya
@darya_
münzevi
Benliğim" taşıdığım sorumluluklardan örülmüştür: "Benim gerçekleştirmediğim eylemlere ya da benim için önem taşı­mayan şeylere" duyduğum sorumluluklardan. "Öteki bana baktığı için, ben onun nazarında sorumluluk almamış olsam da ondan sorumluyum." "Yüz bana buyurur ve hükmeder." Buyurma yoluyla hükmeder, hükmetme yoluyla buyurur ...
Reklam
Özel yaşamın tıcari ruhu, güvensizlik paradigmasının yolunu döşeyen imgelerden oluşur ... ve yaralanmaya karşı iyi korunan bir benliği ideal olarak sunar ... Bir benliğin ortaya kayabileceği cesur edimler ... ayrılmak, uzaklaşmak ve başkalarına daha az bağımlı olmak ve ihtiyaç duymaktır ... Birçok klas modern kitapta, yazarlar, fiziksel ve duygusal desteğimize ihtiyaç duymayan ve bakımımızı üstlenmeyen ya da üstlenemeyecek olan insanlara hazırlarlar bizi.
Kişi yanlış seçimler yapabileceğine kendini hazırlamazsa, doğru seçim arayışında metanet gösteremez. Ahlakın başlıca tehdidi olmak şöyle dursun (bir­ çok ahlak filozofu tarafından can sıkıcı menfur bir şey olarak görülen!) belirsizlik, ahlaklı insanın asıl zemini ve ahlakın filizlenip serpilebileceği tek topraktır.
Pratik açıdan bu durum şu anlama gelir: Insanlar her ne kadar kendi düşünceleri ve sorumluluklanyla baş başa kaldıkları için içerlerse de, ahlakla aşılanmış bir birliktelik umudunu barındıran, tam da bu baş başa kalmışlıktır. Kesinlik değil, umuttur bu, hele hele garantili bir kesinlik hiç değildir. İstatistiksel eğilimlerin kanıtlarıyla temin edilmiş, peşinde koşulan ve düşlenen bir güvence bile pek muhtemel değildir.
Defetmek, geriye almak, ge­çersiz kılmak şöyle dursun, öngörülemeyen rastlantılar mı yön verir? Neyi seçtiğimizin bir önemi var mıdır? Kısacası, yaşamımızı şekillendirme konusunda bizler ıstaka mı, ıstakayı tutanlar mı yoksa bilardo topu muyuz? Oyuncu muyuz yoksa oynanan mı?
Reklam