Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hükümdarlar ne kadar güçlü olursa olsun, güç birliği yaptıkları taktirde sömürücü rejimi birkaç saat içinde yıkacak güce sahip yoksul çiftçi kitlelerine karşı koyacak kadar güçlü değillerdi. Öyleyse bu hükümdarlar, tarımsal fazlalığı diledikleri gibi dağıtırken çoğunluk tarafından da rahatsız edilmeden iktitarda kalmayı nasıl başarıyorlardı ? Yanıtı basit, insanların çoğunun yalnızca hükümdarlarının yönetme hakkına sahip olduğuna içtenlikle inanmasını sağlayacak bir ideoloji geliştirmişlerdi. Bu nedenle insanlar mümkün olan en iyi dünya düzeninde yaşadıklarına, yaşanan her şeyin kader olduğuna, dünya halinin tanrısal bir düzeni yansıttığına, bu düzene karşı gelenlerin bizzat ilahi güce karşı geldiklerine ve bu nedenle dünyanın mahvoluşunu hazırladıklarına inanıyorlardı.
Bir toplumda oluşan ihtiyaç fazlası sonucu ortaya çıkan karmaşık ilişkiler incelendikçe fazlalık olmadan devletin asla doğamayacağını görürüz, zira devletin kamu hizmetlerini yönetmek için bürokratlara, mülkiyet haklarını korumak için polise ve yüksek yaşam standartları talep eden iyisiyle ve kötüsüyle yöneticilere ihtiyacı vardır. Sayılanların hiçbiri tarlalarda çalışmadığına göre tüm bu insanların yaşamlarını devam ettirebilmeleri için kayda değer bir ihtiyaç fazlası üretilmesi şarttır.