Meral

Türk ilerleyişinin bir türlü durdurulamaması ve savaşlarda ardı ardına başarısız olunması Avrupa'da "Türkler'in yenilmez" olduğu anlayışını doğurdu. Din adamları Türkler'in, işlenilen günahlar sebebiyle Allah tarafından gönderilmiş bir ceza, Tanrı'nın gazabı veya laneti olduğunu söylüyorlardı. Osmanlılar, Tanrı'nın kırbacıydı. Bu yüzden Avrupa'da "Türkler'e karşı savaşmak Tanrı'yla savaşmaktır" diyenler çıkmıştı. Avrupalılar üzerinde öyle bir yılgınlık havası doğmuştu ki, bu dünyanın Türkler'in, ahiretin ise Hristiyanlar'ın olduğu söyleniliyordu.
Tarih
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hangi bir millet tasavvur edilebilir ki tarihinde İstanbul fethi gibi şan ve şöhrette eşsiz, muazzam bir iftihar vesilesi bulunsun da ona lâzım gelen ehemmiyeti vermesin? O günü bir bayram saymasın? Sevinç ve saygısını coşkunlukta açığa vurmasın, övünmesin?
Alıntı
Biz İstanbul şehri içinde, denizdeki balıklar gibi gezer, dolaşırız; balıklar denizi, biz şehri bilmeyiz. Hâlâ Moda'nın hangi tarihten beri ve ne için -hatta moda sözü dile geçmeden- böyle bir isim aldığını öğrenmiş değilim. Bu kadar bilgisizce yaşamak benim hoşuma gitmiyor!
Alıntı
Avrupa tarafına dönen Kandilli akıntısından faydalanarak hayvan sırtında Rumelihisarı'na geçmek mümkün olduğunu da tarihler yazar. Gûya Bizans imparatorlarından birinin hizmetinde Anadolu'da askerlik yapan Tunalı bir süvari kuvveti, memleket hasretine dayanamıyarak atları oradan denize sürmüşler, Rumelihisarı önünde karaya ayak basmağa muvaffak olarak çala kamçı ve dolu dizgin yurtlarına kavuşmuşlardır. Olur mu dersiniz? Vatan ve memleket hasretile her şey, en olamıyacaklar bile olur derim.
Sayfa 100·Kitabı okudu
Alıntı
Sanat eseri yaşamak için güzel olmalıdır, hem güzel, hem alımlı olursa daha ala! Meselâ Süleymaniye Camii gibi...
Sayfa 85·Kitabı okudu
Alıntı