Camilla'ya şiir yazmamıştım hâlâ. Orda uzanırken esin geldi birden. Şiiri hafızadan yazdım.
Çok şeyi unuttum, Camilla! Rüzgar aldı götürdü
Fırlatılmış güller, gürültü ile üşüşen güller,
dans ediyorum, solgun, yitik zambaklarını
aklımdan silmek için. Ama perişandım,
ve eski bir tutku ile esrik,
evet, sürekli, çünkü uzundu dans;
sadıktım sana, Camilla, kendi tarzımda.
Arturo Bandini
Hiç geciktirmezdi cevabını. Posta kutusuna mektubunu atıp otele döndüğünde cevabını otelin posta kutusunda bulabilirdin. Çok kısa yazardı ama. Kırk sayfalık mektuba yanıt olarak tek bir paragraf. Bir yandan daha iyiydi böyle olması çünkü ezberlemesi kolay oluyordu. Kendine özgü bir tarzı vardı Hackmuth'un; virgül ve noktalı virgülleri bile sayfada bir aşağı bir yukarı dans ederlerdi.
Hemen gelme Camilla; burada tek başıma oturup bu ender duyulan heyecana alışayım; zihnim eşsiz zerafetinin sonsuz yalnızlığında gezinirken yalnız bırak beni; bir süre için, açık gözlerle seni düşleyip açlığını çekmek istiyorum.