Diz çöktüm. Alışkanlık. Oturdum. Diz çökmek daha iyi. Dizlerimde hissedeceğim acı bu korkunç sessizliğe katlanmamı kolaylaştırır belki. Bir dua. Neden olmasın, tek bir dua: duygusal nedenlerden ötürü. Tanrım, artık bir ateist olduğum için beni bağışla, ama Nietzche'yi okudun mu? Ne kitap! Ulu Tanrım, sana karşı dürüst olacağım. Bir teklifte bulunacağım sana. Benden büyük bir yazar yarat kiliseye döneyim. Ve lütfen tanrım, bir ricam daha olacak: annemi mutlu kıl. İhtiyar o kadar önemli değil, onun şarabı var ve sıhhati yerinde, ama annem herşeye kaygılanır. Amin.
İyi fareydi Pedro, ama evcilleşmeyi reddediyor, kendini okşatmıyor, her yere pisliyordu. Odama ilk girdiğimde görmüştüm onu, o sıralar altın günlerimi yaşıyordum. Minik Köpek Güldü o ağustos sayısındaydı. Cebimde elli dolar ve kafamda büyük planlarla Colarado'dan otobüse binip kente geldiğim günden bu yana beş ay geçmişti. Bir felsefem vardı o günlerde. İnsanla hayvan arasında fark gözetmezdim, Pedro istisna teşkil etmiyordu; peynire çok para gitmeye başlamıştı ama, Pedro dostlarını davet ediyor, oda fareden geçilmiyordu, peynire son verip onlara ekmek verdim. Sevmediler ekmeği. Onları şımartmıştım, başka bir yere gittiler, ama eski bir incilin sayfaları ile yetinebilen münzevi Pedro kaldı.
O harikulade kızlar nasıl da mutlu olurlardı kendilerine kibar davranıldığında, ve bütün bunlar onlara şöyle bir dokunmak, o dokunuşun anısını daktilomun tozlandığı, düş ve hayal dünyasında geçirdiğim saatler boyunca fare Pedro'nun beni deliğinden izlediği odama götürmek içindi.