Kendini suçlama duygusu muhtelif ruhsal süreçler yoluyla, bilince daha açık bir şekilde ulaşan başka duygulara dönüştürülebilir: örneğin kaygı (kişinin kendini suçlamasına neden olan eylemin sonuçlarından duyulan korku), evham (vücuttaki etkilerinden duyulan korku), zulüm sanrıları (toplumsal etkilerinden duyulan korku), utanç (diğer insanların bunu bilmesinden duyulan korku) vb.!
Efendi-köle diyalektiğine dair analizinde Hegel, efendinin kamusal tanınma uğruna hayatını riske attığını belirtir. Köleyse geleceğe ilişkin kesinlik uğruna, tanınmayı gözden çıkarır. Seçimden kaçınan kişi köleye benzer bir şekilde davranır — perışan bir durumda sıkışıp kalma pahasına kesinliğe tutunur. Bilinmeyene dair kaygı, bilinene ilişkin olumsallıklara kıyasla taşıması daha ağır bir yük olabilir.
Mesela belli bir ilişkiyi sürdürmenin kimliğimizle tutarlı olan tek seçenek olduğuna kendimizi ikna edebilir veya tam tersi bir akıl yürütmeyle, yani ayrılsak bile değişen bir şey olmayacağını söyleyerek ilişkimizi sürdürmeyi haklı çıkarabiliriz. Her iki durumda da kendimizi aslında seçme şansımız olmadığına ikna ederiz.
Karar vermekten duyduğumuz kaygı, zamanı durdurmak ve ebedileşmek yönünde gizli bir dilekten değil, olanı olabilecek olana uydurma şeklindeki gerçekleşmemiş dilekten kaynaklanır.