Seçme İkilemi

Renata Salecl
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 5 dk.
Sayfa Sayısı:
144
Basım Tarihi:
Kasım 2021
İlk Yayın Tarihi:
2010
Yayınevi:
Metis Yayınları
Orijinal Adı:
Choice
ISBN:
9789753429511
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2023 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2023 15:56
Günümüzde birçok konuda bizi bunaltacak kadar fazla seçenekle karşı karşıyayız. Marketteki peynir veya deterjan reyonlarından ev eşyalarına ve telefon servislerine kadar tüm tüketim ürünlerinde bizi zorlu seçimler bekliyor. Evet, tükettiğimiz ürünleri seçmekte belli sınırlar çerçevesinde özgürüz. Peki ya daha hayati meselelerde? Mesela parçası olduğumuz sistemi seçme şansımız var mı? Seçme İkilemi'nde Renata Salecl her şeyden önce kapitalist düzenin sunduğu içi boş seçeneklerle bireyleri nasıl hayatlarını istedikleri gibi şekillendirebilecekleri yanılsamasına sevk ettiğini gözler önüne seriyor. Ona göre modern kapitalist toplumda yaşam tercihleriyle tüketici tercihlerine aynı muamele yapılıyor: "Doğru duvar kâğıdını ya da saç kremini bulmaya çalışır gibi 'doğru' hayatı bulmaya çalışıyoruz." Dahası, dört bir yandan gelen "Kendin ol!" buyruklarının baskısı altında sürekli kendimizi "keşfetmeye" ve "geliştirmeye" çabalıyor, tüm enerjimizi kendimize harcadığımızdan toplumsal değişim için gereken perspektifi kaybediyoruz. Yaşadığımız daimi kaygı ve tatminsizlik de cabası. Kitapta ayrıca gündelik hayatta örneğin aşk ilişkilerinde veya çocuk sahibi olup olmama konusunda karşımıza çıkan zor seçimlerde devreye giren rasyonel ve irrasyonel mekanizmalar da irdeleniyor. Yalın anlatımı, keskin gözlemleri ve isabetli tespitleriyle Salecl, seçme konusu üzerinden insan psikolojisinin çetrefil labirentlerine ışık tutuyor.
İnsan ve Toplum Sosyoloji
Seçme İkilemiRenata Salecl · Metis Yayınları · 2021218 okunma
8/10
·144 syf.·
2026 197. kitabı
Renata Salecl’in Seçme İkilemi kitabı, modern dünyada bize sunulan sonsuz seçenek özgürlüğünün aslında nasıl bir kaygı kaynağına dönüştüğünü anlatıyor. Yazar, marketteki bir ürünü seçmekle hayat arkadaşımızı seçmek arasında artık bir fark kalmadığını, her şeyin bir tüketici tercihi gibi önümüze konduğunu savunuyor. Kitabın ana fikirlerini şu şekilde özetleyebilirim: Kapitalist sistem, bireye "hayatını istediğin gibi tasarlayabilirsin" fikrini aşılayarak ona sahte bir güç hissi verir. Ancak bu durum, başarısızlıkları da tamamen bireysel bir suç haline getirir. Eğer mutsuzsanız, bu yeterince iyi seçim yapamadığınız içindir. Bu durum insanlarda sürekli bir yetersizlik ve suçluluk duygusu yaratır. Psikanalitik bir yaklaşımla, her seçimin aslında bir kayıp olduğu vurgulanıyor. Bir yolu seçtiğinizde diğer ihtimalleri öldürmüş olursunuz. Modern insan, hiçbir kapıyı kapatmak istemediği için karar verme aşamasında felç olur ve sürekli "Acaba öbür seçenekte ne kaçırdım?" sorusuyla meşgul olur. İnternet ve flört uygulamaları aşkı rasyonel bir pazar alışverişine çevirmiştir. İnsanlar boy, kilo veya hobi gibi özelliklere göre filtrelenebilir birer ürün haline gelmiştir. Bu durum, aşkın o öngörülemez ve kontrol edilemez doğasını bozarak insanları tatminsiz bırakır. Kendi kararlarımızı verdiğimizi düşünsek de, aslında çoğu zaman "başkaları ne der" veya "toplum benden ne bekler" korkusuyla hareket ederiz. Yazar, bu toplumsal bakışın (Büyük Öteki) seçimlerimiz üzerindeki görünmez baskısını inceler. Özetle kitap; daha fazla seçeneğin daha fazla mutluluk getirmediğini, aksine bizi kararsızlığa ve mutsuzluğa sürüklediğini sade bir dille anlatıyor. Gerçek özgürlüğün her şeyi seçebilmek değil, bazen sınırları kabul etmek ve seçimin getirdiği eksiklikle barışmak olduğunu
Seçme İkilemiRenata Salecl · Metis Yayınları · 2021218 okunma
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2022 80. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2022 21:01
"İnsanlar ne istediklerini bilmez, ta ki siz onu verene kadar." Piyasa böyle yürür. Yeni çıkan bir şey hakkında hiçbir fikriniz yoktur; birkaç kişide, reklamda görürsünüz ve birden ihtiyacınız varmış gibi hissedip almak istersiniz. Özellikle de çok tanınan biriyse. "Bireysel seçimlerimizi takıntı haline getirirken, bu seçimlerin hiç de bireysel olmadığını, aslında içinde yaşadığımız toplumdan fazlasıyla etkilendiğini göremeyebiliriz çoğu zaman." Peki bunu neden yapıyoruz? Sadece o kişiye güvendiğimiz ya da popülerlik için olmayabiliyor bunun nedeni. Önümüzde bize sunulan çok fazla seçenek var. Bir peynir almak istediğinizde bile 20 farklı markayla karşılaşıyorsunuz ve istemsizce en çok duyduğunuz, en çok gördüğünüz marka size daha güvenilir geliyor ve ona yöneliyorsunuz. "İnsanlar mümkün olan en iyi seçimi yapmaları için gereken bilgiye sahip olduklarını düşündüklerinde bile, verdikleri kararlar dış etmenlerin -örneğin diğer insanların- ya da kendi bilinçdışı arzu ve istekleri gibi iç etmenlerin ağır tesiri altında kalır." Seçeneklerin çok olması sizce ne kadar iyi? Bir de şey var: doğru seçim yapamamaktan korkmak. Örneğin anneniz zeytin al dedi, markete gittiniz ve önünüzde bir sürü zeytin seçeneği, "acaba hangisi doğru", bu durumda en pahalı olana da yönelme çok oluyor. "Yanlış zeytin alsam bile en azından marka almış olurum." BİNGO! Bir başka konu: pahalı olanın daha kaliteli gözükmesi. Herkesin ulaşamayacağı şey her zaman daha kaliteli görünür. Tabii bu içine koyulan maddeyle de alakalı bir durum ama günümüzde bu oldukça suistimal edinen bir durum. Benim burada bahsedeceğim ise biraz daha insana yönelik. Siz kaliteli bir insan mısınız? Kalite zihninizin doldurduklarıyla mı ölçülür, dış görünüşle mi? Yoksa ikisi de mi? Siz hangisini tercih ederdiniz ve siz
Seçme İkilemiRenata Salecl · Metis Yayınları · 2021218 okunma
Puan vermedi·144 syf.·
2024 96. kitabı
“Sen başka planlar yaparken başına gelen şeydir hayat” Tüm yaşamımız karar ve seçimlerden oluşan koca bir alaşım. Sadece ürünler arasından seçim yapmıyoruz, ne olmamız gerektiğini, kim olmamız gerektiğini, kimi sevmemiz gerektiğini seçmemiz gerekiyor evet bir sürü seçenek arasından sanki insan değil de ürün seçiyormuş gibi sanki hislerimizi yönetebilirmiş gibi kocaman bir +/- listesi yapıp en iyi özellikteki o karşı cinsi seçmeli ve onu sevmeliyiz. Mutsuz bir evliliğin mi var? Bu sen yanlış kişiyi seçtiğin içindir. Durum böyle olunca insanlar seçim yapmak istemiyor, sürekli bir seçenek bolluğunda herkesle konuşup sürekli en iyisini aramaya koyuluyor. Zengin değil misin? Sana her an başarı öyküsü anlatacak seninle aynı durumdan gelmiş şu en en tepe olan birini gösteriyor sistem. O zaman suç sende diyor. Sen yanlış seçimler yaptığın için fakirsin. Bu yüzden sürekli başka bir seçim yapılsaydı neler olabilirdi sorusuyla ve bundan duyulan pişmanlıkla geçiyor ömrümüz. Aralarında seçim yapılacak şeylerin sayısı bu kadar fazlayken seçmek bu kadar bunaltıcı ve yanlış seçim yapmanın sorumluluğu bu kadar kaygı uyandırıcı görünürken kararsızlığa saplanıp kalıyor insan. Kendisi yerine seçim yapacak birini arıyor? Bir tarikat lideri, bir yaşam koçu, astrolog… Liberal demokratik kapitalizm seçim fikrini yüceltiyor çünkü o zaman suç her zaman bireyde olacaktır. Bu durumda sistemi eleştirmek, suçu sisteme yüklemek mümkün olmayacaktır. Yoksulsan sen doğru olanı seçip zengin olamadığın içindir , sistemin eleştirilecek tarafı yoktur. Maria Sharapova tenis yıldızı, ondan sonra bir çok rus aile çocuklarını tenise yönlendirdi, ülkede tenis kortları sayısı arttı, o başarıyorsa herkes yapabilirdi değil mi? Ama bu olasılık 10000’de 1’di yalnızca. Yine de böyle bir olasılığın olması bile
Seçme İkilemiRenata Salecl · Metis Yayınları · 2021218 okunma
Puan vermedi·144 syf.·
2025 911. kitabı
Doğru” hayatı bulmaya çabalarken eldeki doğrulardan da oluyoruz: “Kişisel gelişim” uğruna toplumsal değişimi başlatmak için gerekli bakış açısından bakmaya davet ediyor okuru Renata Salecl "Seçme İkilemi'nde Renata Salecl her şeyden önce kapitalist düzenin sunduğu içi boş seçeneklerle bireyleri nasıl hayatlarını istedikleri gibi şekillendirebilecekleri yanılsamasına sevk ettiğini gözler önüne seriyor. Ona göre modern kapitalist toplumda yaşam tercihleriyle tüketici tercihlerine aynı muamele yapılıyor: "Doğru duvar kâğıdını ya da saç kremini bulmaya çalışır gibi 'doğru' hayatı bulmaya çalışıyoruz." Dahası, dört bir yandan gelen "Kendin ol!" buyruklarının baskısı altında sürekli kendimizi "keşfetmeye" ve "geliştirmeye" çabalıyor, tüm enerjimizi kendimize harcadığımızdan toplumsal değişim için gereken perspektifi kaybediyoruz. Yaşadığımız daimi kaygı ve tatminsizlik de cabası. Kitapta ayrıca gündelik hayattın içinde duyduğumuz kaygılar "seçmek bizi niçin kaygılandırır? başkalarının gözüyle seçmek aşk seçimleri çocuk sahibi olmak ya da olmamak mecburi seçim sonuç: utanç ve toplumsal değişimin eksikliği gibi bölümlerden oluşuyor. Yalın anlatımı, keskin gözlemleri ve isabetli tespitleriyle Salecl, seçme konusu üzerinden insan psikolojisinin çetrefil labirentlerine ışık tutuyor. "Yazarın kitap Seçme İkilemi boyunca vurgulamaya çalıştığı şey, seçimlerimizin hayatımızda hiç beklemediğimiz zamanlarda gerçekleştiği. Baskın ideoloji, hayatımızın akışının öngörülebilir olduğunu söylerken geleceği öngörme becerisi veya ihtimalini sıfırlar; “kendi hayatının efendisisin” balonu patlar. Sanecl’a göre bir çıkış yolu var: Bize sunulanların ne olduğunu anlamaya çalışırsak seçim zorbalığının da üstesinden gelmek için bir adım atabiliriz." İkılemın içinden cıkıs yoluna gıderken
İnsan ve Toplum Sosyoloji
Seçme İkilemiRenata Salecl · Metis Yayınları · 2021218 okunma
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2025 64. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2025 14:06
Edebiyat dışı okumak zor iştir. Hele ki Renata Salecl gibi psikanaliz, ideoloji ve popüler kültürü iç içe geçiren bir düşünür okuyorsanız… “İnsanlığın en büyük endişesi, kendi esenliğidir,” diyerek başlıyor söze. Seçim yapmak, sorumluluğu da beraberinde getirir. Hata yapma korkusu, seçimlerimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Postkapitalist çağ ise bizi sürekli risk hesaplamaya ve öngörüde bulunmaya zorlayarak daha baştan baskılar. Kişisel gelişim endüstrileşmiştir. Kişiye yol gösterme adı altında bireyin seçimlerine müdahale eder. Özne ise karar alma yükünü başkasına devretmeye meyillidir — ve çoğu zaman bundan memnuniyet duyar. Ancak unutulan şudur: Kişisel olan, özneldir. Tek bir doğru yoktur; doğrular bireye göre değişir. Seçmek kaygı yaratır. Her seçimimizde, Büyük Öteki’nin ne düşüneceğini hesaba katarız. (Kitapta bolca Lacan referansı var.) Aşk seçimlerimizin kimliğimize etkisini tartışmaya açıyor bir bölümde. Başka bir bölümdeyse çocuk sahibi olmanın ya da olmamanın bugünkü ebeveynlik pratikleriyle nasıl çatıştığını ele alıyor. Salecl’in metni birçok soru sorduruyor. Ama en zor sorusu: Alternatiflerin sonsuzluğunda gerçekten seçen biz miyiz?
Kurgu Dışı
Seçme İkilemiRenata Salecl · Metis Yayınları · 2021218 okunma
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2025 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2025 17:44
Seçim ideolojisi adını verdiği kavramla Renata Salecl görmezden geldiğimiz günümüz tıkanıklıklarını ortaya koyuyor kitabında. Buna göre, modern insan özgürlükle ilişkilendirilen bir seçim tuzağına kapılmış durumda. Öyle çok seçenek var ki her konuda, insanlar kiminle arkadaş olacaklarına bile ideal bir seçici olarak karar vermeye çalışarak kendilerini hayatın her alanında kaygılı, suçlamaya meyilli ve sıkışmış olarak buluyor. Lacan’dan yola çıkarak bunun, dış otoritenin (dinsel, siyasal ya da toplumsal otoriteler) zayıflamasının özgürleştirdiği yanılgısıyla şekillendiğini iddia ediyor yazar. Zira söz konusu dış otoritenin kalkışı –ya da kalkmış gibi görünmesi- belirsizliği artırır ve bu kez kendimize sınırları biz çekeriz, daha sert otoriteler kurarız. Günümüz dünyasının bitmek bilmeyen diyet listelerini, üretkenlik baskısını, kariyer ve ilişki reçetelerini bir düşünün. Güya seçmekte özgür olan insanın kendi kendine ördüğü hapishanelerdir bunlar. Günün sonunda birey, hata yapmaktan korkarak takıntılı birine dönüşür. Etrafta hep aynalar varmışçasına kendini izler durur. Kitapta Batı dünyası dışına bir vurgu yok ama bir de bunun Türkiye gibi ülkelerde yaşayan modern özneler için ne durumda olduğunu hayal edin. Bir yanda tüketim kültürü, sosyal medya ve yaşam tarzları aracılığıyla sunulan aşırı seçeneklilik hali, diğer yanda eğitim, konut, istihdam gibi meselelerdeki seçeneksizlik. Yani hem alternatif yok diye düşünürken buluyoruz kendimizi hem de var olan kısıtlı imkan içerisinde en doğru kararı vermeye çalışırken bocalıyoruz. Kitabın en değerli vurgusu, seçim ideolojisinin yapısal eleştirinin üstünü örtmekteki başarısı noktasında. Mutluluğu seçebilmek, duyguları seçebilmek, daha iyi olmayı ve yaşamayı seçebilmek hayatın her alanında artık en önemli görünen şeyler.
Seçme İkilemiRenata Salecl · Metis Yayınları · 2021218 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2024 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2024 21:29
Mücahit Gültekin beyefendinin kitabındaki bi anekdottan duymuştum Renata Salecl ı iyi ki de duymuşum birçok olumlu kazancım oldu. Genel olarak kapitalist sistemin bize dayattığı seçim ideolojisini eleştiriyor yazar bence okumaya değer tavsiye ederim kitap dostlarım
Seçme İkilemiRenata Salecl · Metis Yayınları · 2021218 okunma
6/10
·144 syf.·
2020 12. kitabı
Kitap tümüyle eleştirel bir dil baz alınarak ele alınmış. Hatta bir çok eleştirinin bazı konularda tırnak içerisinde isyan halini görebilmek mümkün. Burada yazarın ne kadar objektif değerlendirme yapmaya çalışıyorsa çalışsın yanlı bir tutumla hareket ettiği hissine kapılmanıza neden olabiliyor. Neden seçme ikilemi içinde olduğumuz çok basit bir fikrin kitaplaştırılmıştır hali.
Bilim
Seçme İkilemiRenata Salecl · Metis Yayınları · 2021218 okunma
Modern Çağın Yeni Putu olarak Seçim
Puan vermedi·144 syf.··
2026 8. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 21:58
Bu kitabı okurken sanki TikTok ya da Instagram’da geziyormuş hissine kapıldım. Sürekli önüme düşen "ideal hayat" formülleri, mükemmel dekore edilmiş evler, "doğru" beslenme rutinleri ve bitmek bilmeyen kişisel gelişim tavsiyeleri arasında, Renata Salecl’in Seçme İkilemi tam da bu kaydırma hareketinin yarattığı o tekinsiz boşluğu analiz ediyor. Psikolojik açıdan Salecl, seçimin rasyonel bir süreç olduğu efsanesini yıkar. Psikanalitik bir perspektifle, en hayati kararlarımızın (çocuk sahibi olmak, aşık olmak, hatta bir cenaze törenini organize etmek) arkasında yalan söyleyen o irrasyonel, bilinçdışı mekanizmaları gösterir. Salecl’e göre, seçim yapmak bizi özgürleştirmek yerine, "yanlış yapma korkusu" üzerinden bir takıntılı nevroza sürükler. Tıpkı bir içerik üreticisinin binlerce filtre arasından en "gerçekçi" olanı seçmeye çalışırken yaşadığı kaygı gibi, biz de hayatımızı en doğru "kareye" sığdırmaya çalışıyoruz. Salecl’in vurguladığı gibi, bu durum bizi felç eden bir sorumluluk duygusuyla baş başa bırakıyor: Eğer başarısızsak, bu sistemin değil, bizim "yanlış seçimlerimizin" sonucudur. Bu, bireyin kendi nevrozundan, hatta mutsuzluğundan sorumlu tutulduğu bir psikolojik kapandır. Salecl, Margaret Thatcher’ın "Toplum diye bir şey yoktur, bireyler vardır" sözünün günümüzdeki yansımasını ele alır. Seçim hakkı, artık politik bir iradeden ziyade tüketimci bir modele indirgenmiştir. Sistem bizi deterjan markaları veya Netflix dizileri arasında seçim yaparken "özgür" hissettirerek, içinde bulunduğumuz ekonomik ve siyasal yapıyı değiştirme olasılığını düşünmekten alıkoyar. Toplumsal bir sorun olan yoksulluk, Salecl’in verdiği örneklerde olduğu gibi, bir "hayat tarzı seçimi" (life-style choice) veya "kişisel başarısızlık" olarak sunulur. Sosyolojik olarak bu, sınıf
Seçme İkilemiRenata Salecl · Metis Yayınları · 2021218 okunma

Yazar Hakkında

Renata SaleclYazar · 4 kitap
Slovenyalı düşünür ve sosyolog, 1962 doğumlu. Ljubljana Üniversitesi'nde felsefe öğrenimi gördükten sonra aynı üniversitenin hukuk fakültesinin kriminoloji bölümünde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı ve 1991'de sosyoloji doktorasını tamamladı. Çalışmalarında hukuk, kriminoloji ve psikanalizi bir araya getiren Salecl, 2010'da Slovenya Bilim Bakanlığı tarafından yılın kadın bilimcisi seçildi. Londra İktisat Okulu, Birkbeck Üniversitesi, New York'taki Cardozo Hukuk Okulu, Washington'daki George Washington Üniversitesi ve Berlin'deki Humboldt Üniversitesi gibi eğitim kurumlarında dersler veren Salecl, halen Ljubljana Üniversitesi'nde öğretim üyesi ve kıdemli araştırmacı olarak çalışmalarını sürdürüyor. Aynı zamanda çeşitli Avrupa gazetelerinde köşe yazıları da yazan Salecl'in kitaplarından bazıları şunlardır: - The Spoils of Freedom: Psychoanalysis and Feminism after the Fall of Socialism (1994), - (Per)versions of Love and Hate (1998)