Kaygı Üzerine

Renata Salecl
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 18 dk.
Sayfa Sayısı:
152
Basım Tarihi:
Mart 2021
İlk Yayın Tarihi:
2004
Yayınevi:
Metis Yayınları
Orijinal Adı:
On Anxiety
ISBN:
9789753429269
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·152 syf.··
2023 31. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2023 00:02
"Asıl sorun, hala başkaları tarafından sevilmeyi umuyor olsak da, kendini sevmeyi bu kadar öne çıkaran bir kültür içinde başka birini sevmenin gittikçe güçleşmesidir belki de." Yaşadığımız çağı, "Yeni Kaygı Çağı" olarak adlandırabiliriz. Kaygıyı önce doğurup, daha sonra onu çözme iddiasında olan medya ve moda gibi kapitalizmin en sevdiği sektörler, bu çağa öncülük eder. İnsanlarda oluşan yetersizlik duygusu tüketim toplumunu besleyerek bu hissi güçlendiriyor. Bunun sonucunda anoreksi, bulumia, estetik ameliyatlar ve alışveriş bağımlılığı gibi ruhsal veya fizyolojik hastalıklar gün yüzüne çıktı. Her ne kadar hastalıklar, ekonomik çöküşler, ekolojik dengede değişimler ve terörizmin sonucu gibi görünse de, temelde bireyin topluma ve kendisine karşı olan değişimlere gösterdiği tepkiler kaygıyı oluşturuyor. Günümüz insanının, toplumsal rolleri reddedip istediğini yapmaya başladıkça kaygısının artmaya başladığı görülür. Evlilik, cinsellik, çocuk doğurma/yetiştirme gibi seçime bağlı olan konular, ideal olana ulaşma kaygısını doğurur. Sanal hayattan sıkılan insan için yapılan yeni projeler (Reality TV Şovları), bir sanallığa yenisini beklemekten başka bir şey değildir. Nesnenin kaybı değil de nesnenin eksik olmamasının sağlanması yeni bir kaygıyı doğurur. Aşk ve sevgi ilişkilerinin temeli de kaygıdır. Bunun çözümü olarak "kişisel gelişim" adı altında yazılan kitapları ve "aşk mektupları" örnek üzerinden örnekler veriliyor. Annelik kaygısı üzerine yazılan bölümde "Yates Vakası" örneği veriliyor. Çocuklarına yeterli ebeveynlik yapamadığı kaygısıyla onları öldüren bir annenin yaptıklarını okuyoruz. Çocuklarından değil de kaygılarıdan kurtulmak isteyen bir anne.. Yazar psikoloji ve sosyolojiyi harmanlamış olduğu eserinde diğer düşünürlerden de destek alıyor. Sigmund Freud, kaygının
Sosyoloji-Psikoloji
Kaygı ÜzerineRenata Salecl · Metis Yayınları · 2021437 okunma
9/10
·152 syf.··
2023 4. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2023 10:29
Renata Salecl, lisansta felsefe eğitimi alan, hukuk ve kriminoloji üzerine çalışmalar yapan ve bunu psikanalizle harmanlayan Slovenyalı sosyolog düşünür. Böyle disiplinlerarası çalışan insanların ortaya çıkardığı şeyleri okumak bana çok zevk veriyor. Kitabın giriş kısmı beni tam anlamıyla büyüledi. Yazarın küresel olaylara olan yorumları, popüler kültür üzerinden yaptığı incelemeler çok etkileyiciydi. İkinci bölüm savaşta yaşanan kaygılardı ve askerlerin, askeri psikologlar tarafından nasıl öldürmek odaklı hazırlanmaya çalışıldığını anlattığı bunalıma girenleri incelediği bir bölüm olmuş. Bunu bizim ülkede okullarda bedavaya yapıyorlar ama neyse :d Üçüncü bölüm hiperkapitalizm üzerine muazzam bir çalışma olmuş, severek okudum. Ama dördüncü bölüm ve sonrasında, yazarın daha kitabın başında belirttiği gibi, Freud ve Lacan'cı görüşlere ağırlık verilmiş daha çok. Aşk kaygılarında iki edebi ve bir sinema yapıtı incelemesi üzerinden aşk konusu irdelenmiş. Beşinci bölümde uç klinik vakalarla annelik kaygısı, altıda ise kaygılarımıza muhatap bulabiliyor muyuz buna bakıyor. Sonuç kısmında yine konuyu güzel bağlamış. Açıkçası ilk üç bölüm mükemmel bir şekilde ilerlediyse de sonrası psikanalize çok daldığı için önceki bölümler kadar etkileyici gelmedi bana. Psikanalizde bazı şeyler doğru olsa da çok fazla bel bağlamak istemiyorum, insanları ve duyguları kavramlar gibi algılamak istemiyorum daha doğrusu. Bu alanla ilgilenenler bayılacaklardır. Bunun dışında harika bir kurgu dışı metin. Konu ne olursa olsun, çağımız sorunlarıyla ilgili başvurulabilecek en iyi kaynak metinler Metis ve Ayrıntı gibi yayınevlerinde yer alıyor. Şu an fiyatlar aşırı yükseldi tabii. Stoktakileri eritmeye bakıyorum ben :) İyi okumalar.
Araştırma-İnceleme
Kaygı ÜzerineRenata Salecl · Metis Yayınları · 2021437 okunma
Puan vermedi·152 syf.·
2025 1288. kitabı
Kaygı Üzerine, modern insanın görünürde sınırsız seçeneklerle kuşatılmış olmasına rağmen neden giderek daha fazla kaygı yaşadığını sorgulayan çarpıcı bir eserdir. Renata Salecl, bu kitapta kaygıyı sadece bireysel bir psikolojik durum olarak değil; toplumsal, kültürel ve ideolojik bir mesele olarak ele alır. Salecl’e göre günümüz insanı, “özgürlük” ve “seçim” söylemleriyle sürekli daha fazlasını yapmaya, daha iyisini seçmeye zorlanır. Ancak bu sınırsızlık hissi, paradoksal biçimde bireyi rahatlatmak yerine felç eder. Çünkü her seçim, aynı zamanda bir sorumluluk ve pişmanlık ihtimalini de beraberinde getirir. Bu da kaygıyı kaçınılmaz hâle getirir. Kitapta özellikle şu fikir dikkat çeker: Modern toplum, bireye “kendi hayatının mimarı olma” yükünü verirken, başarısızlık durumunda tüm suçu da bireyin omuzlarına bırakır. Böylece sistem görünmez kalır, birey ise sürekli kendini yetersiz hissetmeye başlar. Salecl, psikanalitik perspektiften de yararlanarak, insanların neden sürekli başkalarının beklentileriyle kendi arzuları arasında sıkıştığını analiz eder. Sosyal medya, kariyer baskısı, mükemmel olma arzusu gibi çağdaş unsurlar, kaygının beslenme kaynakları olarak ele alınır. Sonuç olarak Kaygı Üzerine, okuyucuya sadece “kaygı nedir?” sorusunu sordurmaz; aynı zamanda “Bu kaygıyı kim üretiyor?” sorusunu da düşündürür. Akıcı dili ve çarpıcı tespitleriyle, modern yaşamın görünmeyen baskılarını fark etmek isteyen herkes için sarsıcı ve ufuk açıcı bir okuma sunar.
Kaygı ÜzerineRenata Salecl · Metis Yayınları · 2021437 okunma
10/10
·152 syf.·
2020 54. kitabı
Freud ilk kaygı teorisinde kaygıyı daha ziyade bastırılmış libodoyla ilişkilendirir (1895'te yayımlanmış, "Kaygı Nevrozu" Olarak Tanımlanan Belli Bir Sendromun Nevrasteniden Ayrı Değerlendirilmesinin Gerekçeleri Üzerine, adlı makalesi, [Psikopatoloji Üzerine]), ancak "Ketlemeler, Semptomlar ve Kaygı" adlı 1926 tarihli çalışmasında görüşlerini değiştirir(yukarıdaki eserde bu makale de bulunmakta). Burada kaygı bir tehdit beklentisiyle nitelenir ve bastırmanın sonucu olarak değil, nedeni olarak karşımıza çıkar. Freud şunu sorar: Neden kaygıya verilen tepkilerin tamamı nevrotik değildir. Yani "Gerçekçi Kaygı" ile "Nevrotik Kaygı" arasındaki fark nedir? Gerçekçi kaygı bilinen bir tehlikeye karşı gösterilir, nevrotik kaygı ise bilinmeyen bir tehlikeye karşı, fakat bu nevrotik kaygı için basitçe nesnesiz korkudur diyemeyiz. Nevrotik kaygı daha ziyade nesnesizlikle değil bir nesnenin kaybolmasıyla bağlantılıdır ki bu da Freud'a göre kastrasyon ve ölüm korkusuyla iç içedir. Fakat nesneyi kaybetme ihtimalinin özne için doğurduğu tehlike, nesnenin zaten, özne için çoktan kaybeldiği gerçeğine karşı bir maskedir yani "kaygı durumunda, öznenin nesnenin kaybolmasının kendisi için doğurduğu tehlikenin ta kendisinden dehşete kapıldığı sonucuna varabiliriz" (s. 29). Lacan ise Freud'un bu kaygı teorisini ele aldığında, kaygının Öteki'yle olan özel ilişkisine dikkat çeker. Özne, Öteki'nin bütün olmayışıyla, onun tutarsızlığı ve çelişkisi karşısında, Öteki'nin arzusu problemine takılır: Öteki'nin benden arzu ettiği şey nedir? Öteki'ndeki bu çatlağa ancak kendi çatlağıyla karşılık verebilir özne, ve bu konumda da kaygı duyar. Yani bir eksiklik ile karşılaştığı için değil eksikliğin olmadığı yerde bir nesnenin bulunması sebebiyle. Özne, kaygı yaşamamak
Kaygı ÜzerineRenata Salecl · Metis Yayınları · 2021437 okunma
8/10
·152 syf.··
2025 57. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2025 22:57
Multidisipliner bir bilgi topu tadında kitap. İçerisinde yok yok: sosyoloji, psikoloji, din, medya, popüler kültür… Salecl, kaygının analizini yapıp nerede ortaya çıktığını, benlikteki yerini, dönemler arasındaki artış ve azalışın nedenlerini, bireyselden toplumsala hangi alanlarda dönüşüme uğradığını sorguluyor. Çoğunlukla Freud ve Lacan temelli açıklamalarda bulunuyor. Yeni kaygı çağında, ulusalcı siyasetin temel oluşturmak ve desteği artırmak için başvurduğu ‘terörizm’ bölümüyle açılıyor kitap. Kaygıyı, tehlike beklentisine indirgerken, korkudan farkını da net bir şekilde ortaya koyuyor: Kaygının nesnesi yoktur — bu, nesnesinin hiç olmamasından çok, kaybolmuş olmasıyla, belirsizlikle ve olabilirlikle ilgilidir. Bu nedenle kaygıyı, korkudan çok daha vahim bir duygu olarak tanımlıyor. Hiperkapitalist çağda, arzunun diyalektiği ortadan kalkar; onun yerini ‘keyif alma’ deneyimi alır. Yeni imgelemimizi oluşturmaya kendimizi zorlamamız beklenir. Bu çağda, etrafımız tarafından makul görünme isteği yani “ötekinin gözünde kimim?” sorusu, yerini “kendimi sürekli geliştirmeliyim/değiştirmeliyim” zorlamasına bırakmış görünüyor ve bu da yeni bir kaygı formunu doğurur. Başarısız olma ihtimali,yetersizlik hissi birçok alandaki kaygının temel sebeplerinden biridir. Aşk kaygısı kısmını kitapla çok özdeşleştiremedim; sanırım psikoloji alanında daha yetkin kişilerin daha fazla anlam çıkarabileceği bir bölüm. Annelik kaygısı bölümünde ise, ‘mükemmel annelik’ beklentisinin yol açtığı kaygının, paronayak ebeveynlik vakalarında ciddi artışlara neden olacağını öngörüyor. Tüm bunlarla beraber, buyruk artık büyük Öteki’den değil; sosyal medya ve reklamlardan gelmektedir. Her an alanımızda, ekranımızda, cebimizde ulaşılabilir bir noktadadır ve bize her şeyi formülize
Kurgu Dışı
Kaygı ÜzerineRenata Salecl · Metis Yayınları · 2021437 okunma
Kaygı boğulması
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2025 00:00
Kaygı ve korku aynı şey midir? Korkular kaygıya mı sebep olur? Yoksa kaygılar uydurulmuş şeyler midir? Aşağı yukarı tüm bunlara cevap bulduğumuz bir eser olmuş. Kitabı bitirdiğim günün akşamı 39 derece ateşle ve domuz gribi hastalığıyla boğuşuyordum. Kitabı bitirir bitirmez inceleme yazmak benim için daha iyi oluyor çünkü sentezlerim daha sıcak olduğundan daha uzun uzadıya yazabiliyorum. Sanırım günler süren ateş hafızama da zeval getirdi o yüzden bazı şeyleri -çoğu şeyi- hatırlamakta zorlanıyorum. Kaygı gün geçtikçe benliğimize zarar vermekle kalmadı; aynı zamanda duygusal ilişkilerimize ve hatta anne olmamıza kadar her şey kaygıyla boğuldu. Özellikle sosyal medya bize her şeyin en mükemmelini gösteriyor ve bizler de olması gerekenin o olduğunu zannediyoruz. Kusursuz yaşamlar, kusursuz yüzler, kusursuz vücutlar, kusursuz ilişkiler, kusursuz annelik…. Liste bu kusursuzlukla uzayıp gidiyor. Normal yaşantımızda olan şeyleri artık kusur olarak görmeye başlayıp bunun eksikliğinin kaygısını taşır olduk. Sahteye inanıp gerçeği unuttuk. Bu elbette birçok sektörün işine gelen bir durum oldu. Güzellik sektörü bundan beslendi, terapistler, kişisel gelişimciler, ilişki kursları vs. “Herkes ne yapıyor”a bakmak yerine “herkesin yapmadığı ama benim yapmaktan keyif aldığım neler var?”a odaklanmak lazım. Bir şeyleri kusur olarak görmek yerine DAYATMA olarak görürsek işler biraz daha berraklaşacaktır. Bırakın saçınız beyazlasın, bırakın alnınızdaki kırışıklar oluversin, bırakın kötü bi ilişki tercih etmiş olun, bırakın anneliği yaşadıkça öğrenin. Herkes her şeyi herkes gibi yapmak zorunda değil. -Nasıl ama? Benden kişisel gelişimci olur mu?- Şaka. Tabii ki şaka. Kaygıyla boğulanlara keyifli okumalar dilerim.
Kaygı ÜzerineRenata Salecl · Metis Yayınları · 2021437 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2025 39. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2025 21:58
Seçme İkilemi’ni beğenince, daha detaylıdır diye bu kitabı da okumak istemiştim ancak ondan sonra okuyunca o kadar hoşuma gitmedi. Kendini tekrar eder gibi oldu bunu da okumak ve diğer kitapla kıyaslayınca bunu pek yeterli bulamadım. Belki ilk kez okusaydım çok beğenecektim. Bunları bir yana bırakırsak, kitabın değerli yanı, çok bilinen, bilindiği düşünülen şeylere kafa tutuyor olması bence. Kaygı herkesçe kaçınılması gereken bir duygu olarak yansıtılırken günümüz dünyasında, yazar aksine kaygının işlevselliğinin altını çiziyor. Ona göre, kaygı duymamak tehlikeli bir şeydir. Çünkü kaygı, insanın vicdanının, düşünme kapasitesinin, sınırlarını bilmesinin göstergesidir. Bir insan hiçbir kaygı hissetmiyorsa, muhtemelen artık insan olmanın temel duygusal alanlarından biriyle bağını yitirmiştir. Böyle, insanın düşüncesini ters yüz ederek başka ufuklara yelken açtıran kitaplar bana hep kıymetli gelmiştir. Fakat bunun yerine yazarın başta sözünü ettiğim kitabını okumanızı tavsiye ederim.
Kaygı ÜzerineRenata Salecl · Metis Yayınları · 2021437 okunma
5/10
·152 syf.··
2019 32. kitabı
Her insan kaygı sahibidir. Bunun dercesi ve neye karşı olduğu kişiye göre değişir. Bu kitap, günümüz toplumundaki insanların olası kaygılarına değinmiş. Freud ve Lacan’ın görüşlerini ve kendi yorumlarını kendi diliyle harmanlamış. Gündelik hayatta yaşanan kaygıları; Savaş kaygıları Hiperkapitalizmin getirdiği kaygılar Aşk ilişkilerinde yaşadığımız kaygılar Ebeveynlik kaygıları olarak maddelemiş. Kaygı üzerine yazılmış, güzel bilgilere de yer verilmiş bir kitap olmasına rağmen kitabı okurken kendinizi kitaba vermekte biraz zorlanabilirsiniz. Çünkü dili çok akıcı değil. Kullandığı kelimeler de insanın anlamlandırmasını güçleştirebiliyor. Anlatılmak istenen biraz karmaşık cümlelere maruz kalmış. Çok severek okuyamadım. Yarım bırakmayı sevmediğim için tamamlamakta ısrar ettiğim bir kitap oldu benim için.
Kaygı ÜzerineRenata Salecl · Metis Yayınları · 2021437 okunma
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2023 16. kitabı
Bir kitap ancak bu kadar insan hayatını , sosyal hayatı , cinsel hayatı hatta ve hatta gittiğimiz kafelerden tut giydiğimiz markalara kadar bu kadar kapsamlı ve inatçı bir şekilde anlatabilir yaşamı. Farklı yargılar , farklı sonuçlar , arada bırakan ikilemler ruhunuzu keşfetmenizi sağlıyor diyebilirim. Kaygı ve korkuyu bu denli anlatan bir kitap aslında kaygının korkudan kat ve kat daha beter olduğunu bana öğretti. Zaten korkularımız da kaygıların bize sezdirdiklerinden ibaret değil midir !?!
1000Kitap
Kaygı ÜzerineRenata Salecl · Metis Yayınları · 2021437 okunma
8/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2023 28. kitabı
Kaygı Üzerine & Renata Salecl + Kimilerine göre yaşadığımız dönem kaygı çağı olarak adlandırılıyor. Kaygılı olmayan insana rastlamak özellikle de ülkemizde mümkün mü? Peki kaygı ne? Bir duygu mu yoksa insani bir durum mu? Kaygılarımızdan nasıl uzaklaşılır? Bu metin kaygıyı bireysel olgu dahilinde incelemekten daha öte, kaygıyı ortaya çıkaran sosyolojik ve toplumsal etmenlere dikkat çekerek tarif ediyor. + Kitabın bölümlerinde, savaş zamanlarında kaygı, insanlardaki yetersizlik hissi, aşk kaygıları ve annelik ve babalık kaygıları üzerinde daha çok duruluyor. Kaygılarımızdan kurtulmanın yolunun kapitalist sistemle nasıl da kullanıldığını gözler önüne seriyor. Örneğin popüler medya kaygıdan bahsederken, çoğunlukla ilaçların ve yeni rahatla tekniklerinin önemine değiniyor. Oysa psikanaliz kaygının öznenin bilinçdışıyla yakından bağlantılı olduğuna ve dolayısıyla, basit davranış teknikleriyle ortadan kaldırılamayacağına işaret eder. + Yaşam içerisinde hissettiğimiz kaygılar korkudan beterdir. Dolayısıyla kaygının artık bastırmanın bir sunucu olarak değil nedeni olarak görülmesi kıymetlidir. Yap gitsin, kendin ol gibi "ne yaparsan yap yanlış yapacaksın ama özgür olacaksın" gibi günümüz modern dergi ve sosyal medya baskıları aslında kaygıları yok etmede yetersiz hatta gereksiz yaklaşımla sunuyor. Peki o halde, hayatlarımızda seçim yaparken güya sahip olduğumuz özgürlüğün ta kendisi niye kaygıda bir artışa yol açıyor? Çünkü varolan dünya düzeni tüketim toplumu. İnsanı da toplumu da tüketen, birilerine hava hoş düzeni. Elbette kaygı dozunda olmalı ve toplum da birey de bu kaygı sınırlarında yaşamalı. Birilerinden özellikle medya ve sosyal medyada önüne geçilmez kapitalist sistemin sömürücülerinden akıl almadan önce şunu hatırlayın derim; kaygı, kim olduğunu bilmeme hissiyle
Edebiyat
Kaygı ÜzerineRenata Salecl · Metis Yayınları · 2021437 okunma

Yazar Hakkında

Renata SaleclYazar · 4 kitap
Slovenyalı düşünür ve sosyolog, 1962 doğumlu. Ljubljana Üniversitesi'nde felsefe öğrenimi gördükten sonra aynı üniversitenin hukuk fakültesinin kriminoloji bölümünde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı ve 1991'de sosyoloji doktorasını tamamladı. Çalışmalarında hukuk, kriminoloji ve psikanalizi bir araya getiren Salecl, 2010'da Slovenya Bilim Bakanlığı tarafından yılın kadın bilimcisi seçildi. Londra İktisat Okulu, Birkbeck Üniversitesi, New York'taki Cardozo Hukuk Okulu, Washington'daki George Washington Üniversitesi ve Berlin'deki Humboldt Üniversitesi gibi eğitim kurumlarında dersler veren Salecl, halen Ljubljana Üniversitesi'nde öğretim üyesi ve kıdemli araştırmacı olarak çalışmalarını sürdürüyor. Aynı zamanda çeşitli Avrupa gazetelerinde köşe yazıları da yazan Salecl'in kitaplarından bazıları şunlardır: - The Spoils of Freedom: Psychoanalysis and Feminism after the Fall of Socialism (1994), - (Per)versions of Love and Hate (1998)