"Gözlerin neden yaşlı senin?" diye sordu Vera Çagatayev'e, memleketine gideceği gün.
"Annemi anımsadım, küçükken bana gülümseyişini."
"Nasıl gülümserdi?"
Çagatayev zorlandı.
"Tam anımsayamıyorum ... Varlığıma sevinirdi ama ağlardı da halime - şimdiki insanlar öyle gülümsemiyor. Gözyaşları akarken bile mutluydu onun yüzü."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Uzun yıllar geçmişti bunların üzerinden ama hiçbir şey unutulmuş değildi; kaybedilen anne aynı şekilde seviliyordu, çocukluk hiç bitmemiş gibi, onu anımsamak için yürekte yeterince güç bulunacaktı her zaman.
Perekati-pole¹ diye bilinen pürtüklü avare bir çalı, rüzgarın yardımına gereksinim duymadan yürüyor, tozlara bulana bulana geçip gidiyordu önünden yuvarlanarak. Toz içindeydi bu çalı, yorgundu, yaşamak için sarf ettiği emek ve hareket yüzünden ahı gitmiş vahı kalmıştı; kimsesi de yoktu üstelik, ne bir akrabası, ne bir yakını; her daim bir yerlerden bir yerlere gidip duruyordu.
Sayfa 17 - ¹ Rus. "tarlada sürüklenen". Bahar yıldızı (Gypsophila), kuduzotu (Limonium) gibi bitkilerin kurumasıyla oluşan, rüzgarda büyük bir balon gibi sürüklenip yuvarlanan çalı. -ç.n.·Kitabı okudu
Nazar şaşkınlık içinde ayaklarını ve vücudunu yoklamıştı: Kendisini anımsayan ve seven kimsecikler yokken o halen mevcut muydu sahi? Düşünecek bir şeysi kalmamıştı, başka insanların gücü ve arzusuyla yaşamıştı sanki hep ve şimdi başkaları yoktu işte, kovmuşlardı onu.