ayşegül b.

"Biliyorum o halkı ben, orada doğmuştum," dedi Çagatayev. "Bu yüzden gönderiyorlar ya seni oraya," diye açıkladı sekreter. "Ne denirdi o halka, hatırında mı?" "Bir şey denmezdi," diye yanıtladı Çagatayev. "Ama kendi kendisine kısa bir ad vermişti." "Nasıl bir ad?" "Can. Ruh ya da tatlı hayat anlamında. O halkın, ruhundan ve kadınların, anaların ona bağışladığı tatlı hayatından başka hiçbir şeysi yoktu - halkı doğuran analardır çünkü." Sekreter kaşlarını çattı ve kederlendi. "Demek varı yoğu göğsündeki yüreğiymiş, o da çarptığı sürece..." “Sırf yüreği," dedi Çagatayev onaylayarak, "bir tek yüreği; vücudunun dışında kalan hiçbir şeye sahip değildi. Zaten hayat da onun sayılmazdı, yaşadığını sanırdı sadece."
Sayfa 29·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Kötü şeye ne diye alışsın insan?" dedi Çagatayev; mutluluğun herkese neden inanılmaz geldiğini, insanların birbirlerini neden yalnızca hüzünle cezbetmeye çalıştıklarını anlamıyordu. Acıdan daha çocukluğunda bıkmıştı Çagatayev, şimdiyse, eğitim aldıktan sonra, bayağı geliyordu ona acı ve memleketini şen bir saadet diyarına çevirmeye karar vermişti - başkaca neye yarardı ki şu hayat?
Sayfa 25·Kitabı okudu
zira mevhum* ıstırap en avutulmaz şeydir, kelimeler kâr etmez ona.
Sayfa 11·Kitabı okudu
Çaresizlik, elem ve yokluk insanın en küçük rahnesine kadar sızabilir ve ancak son nefes süpürür onları oradan dışarı.
Sayfa 23·Kitabı okudu
Acısını esirgiyor ve harcamak istemiyordu Vera. Demek ki insan zihninin derinlerinde ve yüreğinin orta yerinde düşman bir güç barınmaktaydı, ömrün yaz mevsiminde, vefalı kollarda, hatta kendi çocuklarının öpücüklerine boğulurken bile gözlerinin ferini söndürebilecek bir güç.
Sayfa 22·Kitabı okudu