ne yazık ki bugün bile dinlenecek bir yer bulamadı güvercin, insanlık da barışı bulamadı; fakat güvercin aradığını bulamadan evine dönemez, bulamayınca da sonsuza kadar dinlenemez.
fakat sen tanrı'ysan, her şeyin efendisiysen o zaman hoşgörünün onların kibrinden, merhametinin onların hatalarından daha büyük olması gerekmez mi? bir insan meleklerinin önünde seni utandırmamalı ve melekler şöyle dememeli: bir zamanlar yeryüzünde bir kadın vardı, zayıf, ölümlü bir kadın, adı rahel'di, bu kadın öfkesini yendi. fakat o, tanrı, herkesin ve tüm kainatın efendisi ise öfkesinin hizmetkarı oldu. hayır, tanrım bu olmamalı, eğer merhametin sonsuz değilse, sen de sonsuz olamazsın -o zaman - sen -de -tanrı - değilsin. o zaman sen gözyaşlarımdan yarattığım tanrı değilsin, kız kardeşimin korku dolu çığlıklarında sesini duyduğum tanrı değilsin - o zaman sen yabancı bir tanrı'sın, öfkeli bir tanrı'sın, cezalandıran bir tanrı'sın, bir intikam tanrı'sısın.
bizler biliyoruz yüce tanrım, ömrümüzün sonbaharı çok yakındadır ilkbaharının, yazı ise hiç uzun değildir; bu nedenle böyle bir sabırsızlık çalkalanır kanımızda, bu nedenle büyük bir açlıkla uzanır elimiz sevdiğimizi almaya ve fani şeylere bile hemen sevinmeye; zaman geçtikçe yaşlanırken, beklemeyi nasıl öğrenelim? bir gecede ölüp giderken nasıl sabredelim? zaman sönmeyen ateşiyle peşimizdeyken nasıl yanmayalım? ölüm arkamızdan koşarken nasıl acele etmeyelim?