akhilleus o kadar yakınımda oturuyordu ki teninden yükselen sıcaklığı hissedebiliyordum. buna rağmen dünyanın öbür ucunda gibiydi o an. mızraklar yüzünden nasır tutmuş olsa da hâlâ güzel elleri kucağındaydı. onlar kadar nazik ve onlar kadar ölümcül başka bir çift el hiç olmamıştı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
dinleyebilmek, kanlı görüntüleri hazmedip gelecek kuşaklara bırakılacak vazonun üzerine dümdüz ve önemsiz bir halde resmedebilmek istiyordum. onu bunlardan kurtarıp tekrar akhilleus haline getirmek istiyordum.
akhilleus, dünya kadar derin gözleriyle beni seyrediyordu.
"benimle gelecek misin?" diye sordu.
aşkın ve kederin asla sona ermeyen acıları. belki başka bir hayatta bunu reddeder, saçlarımı yolarak ağlar, onu seçimiyle tek başına yüzleşmek zorunda bırakırdım. bu hayatta değil. akhilleus troya'ya yelken açacak, ben de onun peşinden gidecektim. ölüme bile. "evet," diye fısıldadım. "evet."
gerçekten akhilleus’u tanımayacağımı mı zannetmişti? onu yalnızca dokunarak, yalnızca koklayarak bile tanırdım; kör olsam bile nefeslerinden, ayaklarının yere vuruşundan tanırdım. ölmüş olsam bile, dünyanın sonu gelmiş olsa bile tanırdım onu.