Hayvanlaşan İnsan
Zola 1890'da yazdı ama 2026'da da tokat gibi. "Hayvanlaşan İnsanlar" medeniyet masalını yırtıp atıyor. Makinist Jacques dürüst, çalışkan, sessiz... Ta ki kan görünceye kadar. Zola diyor ki: Teknoloji ilerledi, tren yaptık, şehir kurduk. Ama içimizdeki mağara adamını öldüremedik. Sadece üstünü kapattık. Kitabın kalbi şu: Kontrol sandığımız şey bir yanılsama. Jacques trenin dümeninde ama kendi öfkesinin dümeninde değil. Dededen kalma öfke, atadan gelen karanlık. Hız arttıkça o da artıyor. En ürpertici yer? Severine'le vagonda susmaları. Cinayetten sonra konuşmuyorlar. Sadece rayların "takır takır" sesi. O sessizlikte hepimiz varız. Gece 3'te "ya ben de yaparsam?" diye sorduğun an işte. Son sahne: Raydan çıkan tren. Zola'nın final tokadı. Suçlu sadece Jacques değil. Çürüyen sistem, çürüyen insan. 150 yıl geçti, değişen ne? Kitap bittiğinde aynaya bakıyorsun. Trafikte küfür edince, kıskançlıkta gözün dönünce... Meğer hepimizde o "bête" varmış. Farkımız sadece kafese koyup koymamız. Zola sormuyor, fısıldıyor: Sen medeni misin, yoksa iyi saklıyor musun? Sen okudun mu? Hangi sahne seni çarptı?
Duygu ve Düşünce
Saygı ve dualarla teşekkürler
Şeffaf Muamma Şeffaf Muamma İnsanın geçmişe dair bu korkunç özlem duygusunu aşabilmesi mümkün mü acaba? Niye var bu duygu ve niçin elimizden hiçbir şey gelmiyor? Zehir gibi bir iç sızısından, boğazda bir yumruk gibi tıkanmadan öteye geçemiyoruz ne yazık ki... Uzun uzun anlatmadan bu duyguyu yaşayanlarla paylaşmak istiyor insan. Ah, okumaya başlamadan önce Çiçeklere su vermek lazımdır. -Melih Cevdet Anday Edebiyat İçimde lise son sınıfın son cumasının ince kederi var. -Mükremin Çıtır Gitti kesret geldi vahdet oldu halvet dost ile.Hep Hakk oldu cümle âlem şehr u pâzâr kalmadı... -Niyâzî-i Mısrî İstemek zillettir. Şimdi aramıza duvar örsen Yine kalkıp senin sevdiğin renge boyarım. -Didem Madak Zamanda yolculuk Zamanda yolculuk
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Herkes farklı biçimde gider Ne oldu o gitti? Sonuç: Ölüden farkı olmayan bir insana dönüştüm Şimdi acılar bağrımı yaksada seni unutacağım Pembe yalanlarına kanmayacağım Seni kalbimden söküp attım! Güven Tekin Kırık Bir Kalbin Veda Notu Muzaffer Talip Gazi Antepin köklü baklavacı ailelerindendi baklavacılığı annesi Rahime hatundan yediği terlik ve oklavalar sayesinde öğrenmişti talip ailesi antepin köklü ailelerindendi meslek gidenlerden bir veda hatırası olarak dededen toruna miras bırakılıyordu her zanaat mutlaka bir hidayet bileziği idi annesi Rahime hatunun fotoğrafına baktı Muzaffer bey ne oldu gittin diyip annesi ile konuşmaya başladı bir yandanda kökeni mö 3000 yıllarına dayanan baklavanın yanmamasına özen gösteriyordu annesi oğul işini özenerek yaparsan sofrana nice krallar oturur diyerek fars saraylarında ince yufkalarla açılan en son osmanlı saraylarında binlerce misafiri ağırlayan o mis kokulu şeker arttıran baklava şimdi antepli Muzaffer talip beyin konağında kokmaya başlamıştı Annesi gittikten sonra bir ölüden farkı kalmayan Muzaffer bey kendisine laf sokanlara inat aile ocağına dönebilecekmiydi kimisi var terkediyor kimisi var veda edip helallik istiyordu konuşamıyordu olgunlaşamıyordu Muzaffer Bey annesinin bıraktığı o tarifi yapabilirse bağrını yakan acıları bir kenara bakıp evine geri dönebilecekti annesini yad etti o mübarek hatun şimdi asıl vatanında ırmaklar akan cennetlerdeydi İnsan beraber yürümek için evlenir Keyfi keyfine gelmeyecekse Hayat meşakkatli bir yol, bu yolda eşlik etmeyecekse geçmişi silemiyorsa Ne yapayım ben onu? Üsame.21 NE YAPAYIM BEN ONU? Küçük Nejat annesine sordu bisikletimi tamir edecekmisin hayatın meşakkatli yolunda babası muzaffer beyin yokluğunda anne hatça kadın çocuklara yolda eşlik ediyor çocuklarını
Duygu ve Düşünce
Beni kinle, Beni nefretle besleme. Öfke avuç içlerimde, Yayılırken bedenime, Merhametin zerresini hissetmiyorum içimde. Beni olmadığım bir benliğe oturtup “Burada bekle” dediğin günlerin üstünden batan güneşler, aklımda alevden düşünceler, “Bekle burada, olgunlaş bu dalda,” kaybolacağım beddualarda, büyütme bendeki senliği. Beni genlerimden koparılan Kürtlüğüm, Yedimden yetmişime, bu hissi neremde hissediyorum ağırlığı, atalarımın acısı, tarihi bilinen, Tarihi bilinen ama unutulan soyum.. Bu his bana anadan babandan değil, Dededen, sineden değil; Bu ağrı bana ilk yeryüzüne düşme sancısı. Kendimden çok öncesinin acısını hissediyorum. Genlerim - Zehra Yaden
Zehra Yaden / Şiir - Söz - Düşünce
Tanrı dağlarının ak bilgesi Bir şiir yaz ki… Gecenin en derin yerinde yankı bulsun Öyle bir şiir olsun ki, Okuyan kendi kalbinin kapısını aralasın, Ve hafifçe sarsılsın, Ali Rıza Coşkun Çok sonradan öğrenecektimki babam rahmetli annem üzülmesin diye annemin hastalığını bizden saklamış annemin gözleri gülsün gecesine yankı olsun diyerek ağzımdan mektuplar yazıyordu Oğlunun kokusunu alan bir anne hiç mümkünmü hasta olsun hani hasta olsa bile bir anneyi oğlundan gelen güzel bir haber mutlaka ayağa kaldırır babam isa beyde bu gayrette bu minvalde çalışmış demekki öyle şiirler yazmıştıki ağzımdan annem annem elinde mendil halay çekip çiftetelli bile oynamaya başlamıştı o mutlu gecelerde babamla annem sahte bir umuda tutunup vals etmeye bile başlamışlardı biz ise tanrı dağların soğuk ve ayazında dağların göz yaşı döktüğü bir mevsimdeydik ırmaklar buz tutmuştu yani ırmağa bassanız karşı tarafa yürüyerek geçebilirdiniz ırmaklar üzerinde buzdan köprülerde çocukların sevincini görmeliydiniz affan dededen çocukluk yıllarını satın almış gibi ellerinde kızak abi kızağımızı çekermisin diye soruyorlardı dedem nefsani de kızak çeken o küçük çocukların arasındaydı bu dağlarda öyle güzel bir şiir yazan dedem canını bu dağlarda verdi masum anadolunun saf çocuğu ilk önce atı donarak öldü sonra kendisi ancak tanrıdağının piri ak dağların evliyası olarak anılmaya başlayacaktı
Edebiyat
İrade teslimiyeti seçtiği vakit çareyi bulur İrade olan yerde çare de vardır..."! Betty Mahmudi Allah Teala kişiyi yaratırken ona nimetler ile dolu yolunu göstermiş ve bu yol çaredir diyerek sıratı müstakim en doğru yoldur diyerek bizlere nasihat etmiştir ilahi emri dinlemeyen önündeki yolu göremez deki benim iradem ve nefsim ancak Allah Tealanın hükmü altındadır akıl şüphecidir hep acabaya düşer fakat aklın acizliğini bilip iradesini teslimiyete bağlayan insana çarede gözükür Şüphesiz efendimiz SAV nasıl bir izzete şerefe sahipse onun dedeleride soy ağacı ve altın nesebide öyle bir şerefe sahiptir dededen toruna geçen tevhidi nura sahip olanlarda öyle aziz öyle izzetlidir Onlar emanet sahibiydi alınlarında nur taşıyan iradesi ile lebbeyk Allahümme lebbeyk diyerek geldik Allahım diyerek Cenabı Hakkın ilahi fermanına boyun büktüler misal efendimizin dedelerinden Kusay efendimiz SAV in dördüncü kuşak dedesi olup asıl ismi zeyddir Hz Ademden bu yana insanlara çareyi gösteren kurtuluşu ve selameti bulduran Nuru Ahmediyi taşımakla şereflendirildi O nuru Ahmedi öyle bir tevhid kandilidir ki Allah Teala o nur sayesinde Kusay dedemiz ailenin büyüğü Mekkenin ulusu oldu Allah Teala nuru Ahmedinin kıymetini bilen kullarından eylesin bizi irade teslimiyeti seçtiği vakit çareyi bulur