Benim annem ve babam kuzenler. Halalarıma bakıyorum tam Afgan kadınlarına benzerlerken, teyzelerim İzmir kızları gibi güzeller. Kuzenler arasında öyle ahım şahım yaş farkı da yok. Yani halalarım nasıl çocukluk geçirmişse aynısını teyzelerim de geçirdi. Yani rahmetli dedem abisinin aksine kızlarını altın kaselerle beslemedi. Annem bir sebepten ötürü teyzelerimin ve anneannemin kimliklerini Word dosyasında yazıcıdan çıkarılabilecek şekilde düzenlememi istedi. Annemin Chatgpt'si benim. 😉 Yaptım, ayarladım ve annem Whatsapp'tan göndermemi istedi. "Çıtır Kızlar" tarzımı ne grup açmışlar annemde dahil 5 bacı aralarında. Düzenlediklerimi oraya pdf dosyası olarak gönderdim. Halalarımın nasıl grupları var acaba? Misal "El-Fitne'tül İnsan" veyahut "El-Fitne'tül Yılan" diye açmışlardır 😀
Bu topraklarda sabahın yedisinde bir Anzakla karşılaşmak için en son Anneannemin dedesi Osman dedem falan uyanmıştır.
1000Kitap
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Uyku yasaklandı (dedem tarafından)
Yeni günden merhabalarrr İşe giderken Okanı gördüm yolda İsmail durmayınca soramadım. Umuta açık açık kimseyi hayatımda istemediğimi söyledim saygı duyup yoluna çekildi çok şükür. Kübraya kıyafet baktık sonra kahve diyarına geçtik. Feyo felan da geldi oraya sonra da Recep geldi hemen gitti sonra. Eve geldim dedem bizde uyuyordu. Ben de kıyafet denedim ardından makyajımı felan sildim uzanıyorum şimdi annemler ayla ablagilden döndü Meryoş ve anamlayız onları çok seviyorummmm😍
Çok tatlı değil miii:)
Dedem ve anneannem ne yesem mutlu olacağımı biliyor, bununla da yetinmiyor her fırsatta bana ulaştırıyor. Hatırlanmak çok güzel. Bir şükür sebebi daha. Teşekkür ederim Allah’ım.
1000Kitap
Hacı Bayram-ı Veli bir müddet Edirnede kaldı. Hem hünkârla sohbetler etti, hem de Edirne Eski Camii'nde halka vaaz ve nasihatte bulundu. Halkın büyük teveccühünü kazandı. Ankara'ya dönmek istediğinde padişah ısrarlı bir şekilde Edirne'de kalmasını rica etti. Fakat büyük veli dönmeye kararlıydı. Padişah veda etmeye gelen Hacı Bayram-ı Veli ye büyük bir arzusu olduğunu ve bu konuda himmet ve duasını istediğini bildirdi. Hacı Bayram-ı Veli'nin buyurun hünkârım can baş üstüne demesi üzerine padişah: "Allahü tâlânın izniyle, evliyanın himmet ve bereketleriyle İstanbul'u almak istiyorum. Rahmetli dedem Yıldırım Bayezid Han bu işe girişti. Fakat bir netice elde edemedi. Devlet-i Al-i Osman'ın topraklarının ortasında bir Bizans Devletinin olmasına hiç gönlüm razı değil. Sevgili Peygamberimizin de fethini müjdelediği bu İstanbul bize lâzım. Bunu almak için de himmetinizi, yardımınızı bekliyorum. “II. Murad Han bu sözleri söylerken, Hacı Bayram-ı Veli derin bir tefekküre dalmış, onu dinliyordu.” Sultanın sözü bittikten bir süre sonra şöyle konuştu: "Sultanım! Bu şehrin alınışını görmek ne size, ne de bize nasip olacak. İstanbul'u almak, şu beşikte yatan Muham-mede (Fatih Sultan Mehmed Han) ve onun hocası, bizim Köse Akşemseddine nasip olsa gerektir." müjdesini verdi. Sonra geleceğin Fatih'ini kucağına aldı. Onun gözlerine bakarak, uzun uzun teveccühlerde bulundu. Bazı yazarlar ise, bu sırada henüz Mehmed'in doğmadığını ve doğacak olan çocuğuna müjdelediğini belirtirler. Sultan Murad Han, bu müjdeye çok sevindi. Artık onun bir işi de geleceğin Fatih'ini yetiştirmek olacaktı. İstanbul ve Feth-i Mübîn