Rahmetli Hc. Elbeği ve Hc. Abbas dedelerimin bir anısını anlatayım. Elbeği dedem Abbas dedemin abisi ama abilikten öte benliği gibi. Kardeşi öldüğü zaman ciddi ciddi kendini kaybetmiş birisi. Şimdi bunu değilde Abbas dedemin kitap okumak, büyükleriyle sohbet etmek için abisi Elbeği dedemi çocukken dolandırmasını ve çoluğa çocuğa karıştıkları dönemde Abbas dedemin Elbeği dedeme karşı vefasını anlatacağım. Elbeği ve Abbas dedelerim küçükken bir gün anneleri Abbas dedeme bakkala gidip ekmek almasını söylemiş misafir gelecek diye. Abbas dedem kitap okumak, büyükleriyle sohbet etmek için yalandan abisi Elbeği dedeme gidip sanki annesi onun bakkala gidip ekmek almasını istemiş gibi söylemiş. Yazık Elbeği dedem de inanmış ve bakkala gitmiş. İkinci anılarını anlatayım. Abbas dedem Kocaeli'de oturuyordu. Zamanında biriktirdiği parayla İstanbul'un Küçükçekmece ilçesinin Sefaköy semtinde arsa almış. Elbeği dedem de hanımı ve yedi çocuğuyla kalacak yerleri olmadığından kardeşinin arsası diye oraya derme çatma bir ev yapıp yaşamaya başlamış. Malûm o dönemin belediyesine batıyor herhalde gelip evi yıkıyorlarmış. Tamam, karşı sokakta bir diğer abisi Hc. Salman dedem oturuyor da o kadar çocukla bir kalırsın, iki kalırsın daha adamın vicdanı el vermez. Sonra bizim bir başka akraba öyle bir şey olmadığı hâlde Elbeği dedeme gidip sanki Abbas dedem o arsayı abisi Elbeği dedeme satmak istiyormuş gibi söyleyip onun adına para alıp gitmiş. Rahmetli Elbeği dedem de demiyor ki: "Tamam gardaşım arsayı bana satıyor da tapusunu niye çevirmiyoruz?". Bu üçkağıtçı akrabanın yaptığı Abbas dedemin kulağına gidiyor ve abisi Elbeği dedeme kendisinin öyle bir şey yapmadığını ve istemediğini, akrabanın oyunu olduğunu söylüyor. Sonra bakıyor abisi Elbeği dedem o kadar çocukla sersefil olmasın diye