İnsan iyi biten hikayeleri, hiç bitmesin diye her seferinde yeni yeni ayrıntılar ekleyerek küçücük anları bile süsleyip püsleyip anlatırken, sonu kötü olanları, kelimeler ateş olup boğazını, dilini, dudağını yakacakmışçasına hızla bitirmek istiyor.
Gürültünün bütün kelimeleri yuttuğu mütecaviz barbarlığın ortasında, bu gözü dönmüş kalabalığın muhasarasından ruhlarını koruyabilecekleri kadim bir muska bulamadıklarından gözlerini perdeleyen kalın sisi yırtarak kendilerine güvenli bir yol açmaya çalışıyorlardı.
Nereye bakacağına karar veremez bir halde başını sağa sola çeviriyordu. Her seferinde, görmek istemediği bir şeyle karşılaşmış gibi hemen başka tarafa bakıyordu. Yoruldu. Durdu.
Hayatın en acımasız taraflarından biri de en çok unutmak istediklerimizi bir gün mutlaka anlatmak zorunda kalmamız. Unutmak diye bir şey yok. Unutmak diye bir şey var. Unutmak diye bir şey var da yok. Bir yerden sonra o da anlamını yitiriveriyor. Kendi kendime ayna oldum, gördüklerime tahammül edecek gücü bulamayınca da paramparça ettim.