Bu tarihöncesi hatıralarımla ilgili olarak aklımı karıştıran bir şey var: Zaman unsurunun belirsizliği. Olayların sırasını her zaman bilemediğim gibi bazı olaylar arasında bir mi,
iki mi, yoksa dört beş yıl mı geçti, söyleyemiyorum. Ancak yanımdakilerin görünüşlerine ve yaptıkları şeylere bakarak aradan belli bir süre geçtiğini kabaca söyleyebilirim.
"...Sakın unutma, günün birinde ağaçlardan sallanarak inip dimdik yürüdüğümüz ne kadar kuşku götürmezse, çok daha önceki bir başka gün denizden sürünerek çıkıp
karadaki ilk zorlu maceramızı başarıyla göğüslediğimiz de aynı ölçüde kesindir."
Özgürlüğünü sarıp sarmalayan zincirlerin çok büyük bir kısmını ne yazık ki kendi ellerinle etrafına dolamışsın. Herkesin seni yalnızlığına terk ettiği bu karanlığın içinde sen de aynı terk edişi beynine yapmışsın.
Sangster ailesinin bu inatçı ve kafasına buyruk kızı ağzından dökülen bu sözlere hayret etmekten kendini alamadı. Bir yandan da bu sözleri büyük bir içtenlik ve mutlulukla söylediğinin farkındaydı.