Kontrolden çıkmaktan ürktüklerinden, kontrolü her zaman ellerinde tutma gereksinimleri vardır. Bu, diğer kişileri de kontrolünde tutma ve onlara üstün gelme gereksinimine kolayca dönüşebilir ve çocuklarla yaşanan anlaşmazlıkları bile kazanılması gereken savaşlar olarak değerlendirme eğilimini doğurabilir. Böylece kişiler, tek bir geri adım atmanın, fikir değiştirmenin, hataları kabul etmenin veya taleplerden vazgeçmenin her şeyi yitirmekle aynı anlama geldiği yaşamlar sürerler.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Çocuklukta karşılanmayan temel duygusal gereksinimler insan büyüdükçe ortadan yitmez. Tersine, bunları dolaylı (ve dolambaçlı) yollarla karşılamak için çabalar durursunuz. Bu da zeki, çekici veya sevilebilir biri olduğunuzu kanıtlamak için neredeyse sürekli kendinize odaklanmanızı gerektirir.
Eğer almadıysanız, veremezsiniz. Çocukken yalnızca koşullu olarak kabul edilmiş kişiler, diğer kişileri (kendi çocukları da dahil) yine aynı biçimde kabul ederler.
Ebeveynlerini yerden yere vurup eleştiren kişilerin bile kaçtıkları (veya kaçtıklarını sandıkları) ailenin bir benzerini yarattıkları ise bir diğer gerçektir. İşte bu tuhaf, mantıksız, hatta trajik gerçeklerin ardında elle tutulur bir neden olmalıdır. Bununla ilgili açıklamalardan biri Alice Miller ' dan gelmiştir: "Pek çok insan, kendi maruz kaldığı zalimce davranış ve tutumların aynılarına çocuklarını da maruz bırakır ki, ebeveynlerini idealize etmeyi sürdürebilsin. "