Yıkılmış bir ağacın üstünde yıllarca oturdum da gözleri avına benzeyen bir avcıydım sanki
Ağaçta çürümüş zaten
Kazımış, oymuş bir yerlerden gelip geçen onu
Ağaç mı, içi yıllarca dolu bir kutumu

Kim görürdü o yolcuyu, yani kim fark ederdi beni
Sıradan acılardır çünkü bütün ilgileri toplayan
Oysa sıkıntıyı buruşuk bir iççamaşırı gibi saklayan
Bu kımıltısız gövde
Görülmemiştir ki hiç görür görürsün şimdi