Çanakkale Boğazı'nın trafiğine hakim olduğu cihetle re'sen ve münâkaşasız bir sürette bize terk edilmiş dört adadan biri olan “Limni”, murahhaslarımızdan Tevfik Bıyıklıoğlu'nun onu zuhülen (unutarak) kayda geçmemesi sebebiyle kaybedilmiştir. Musul için vâki talep ve ısrarlarda ise, sayısız hatalar yapılmış ve bugüne kadar Kerkük Türkleri'nin çektiği eziyete zemin hazırlanmıştır.
... Lozan'da mâruz kalmış olduğumuz "mânevi kayıplarımız" için de durum aynıdır.
Hatta denilebilir ki, bu gibi tavizler, murahhas heyetimizce gönüllü olarak verilmiştir. Akıl hocaları Hahambaşı Hayim Nahum olunca, başka ne beklenebilirdi ki!...
elimizin imzaladığı kalbimizin imzalamadığı zamanda o tasdik hakiki değildir. Biz ana topraklarımızın haricinde kalan Türklere bahusus en yakın zamanlara kadar bizimle beraber aynı bayrağın gölgesinde yaşayan Türklere icabeden emniyet bahsedilmedikçe, onlar topraklarında hür ve mesut yaşamadıkça bu muahedeyi yine imza edebiliriz. Fakat ellerimiz bunu kerhen imzalar. Fakat kalbimiz asla buna razı değildir.
Lozan'ın getirdiği sakat muhtevâyı ilk defa ve askeri otoritesine cezâi müeyyideleri terfikan kullanmak süretiyle kabul ettirmek isteyen Mustafa Kemal Paşa'nın meşhur nutku da bu suretle müdafaa etmiştir. Yani Lozan'ı muvvaffak gösterebilmek için, onu sayfalarca Sevr Sulh Projesi'yle mukayese etmemiş ve bu süretle muvaffak göstermek için âdeta çırpınmınıştır.!
Bkz. Mustafa Kemal paşa- Nutuk, Ankara 1927 sh. 427 vd. Bkz. "BELGELERLE TÜRK TARİHİ DERGİSİ" s.34,Temmuz 1970,İstanbul