Hayat hızlanmaya başlayınca, ihtiyaçlar sonsuz (!) bir biçimde çoğalınca biz hayatın peşinden koşar olduk. Ondan evvel hayat bizim peşimizden koşuyordu, hayatı biz tanımlıyorduk.
"Osmanlı bir medeniyettir, bir yorumdur, bu medeniyet yorumunu bizim kaybetmememiz lazım. Siyasal konjonktür ne olursa olsun bizim kimliğimiz bu medeniyet yorumunda gizlidir."
Şu an dünyada dizginlenemez bir özgürlük var, peki bu özgürlük insanlara huzur getiriyor mu? Hayır getirmiyor. Küreselleşme sonsuz özgürlük istiyor ki nefs-i emmarenin önü açılsın, bu sayede tüketim artsın.