Radyoda eski, tanıdık bir şarkı çalıverir, tatlı bir hatırayı peşi sıra sürükler, eve gitmekten vazgeçer, taksiden inip evvelden hiç geçmediğin o sokaklarda kaybolmak istersin. Bir şey yapmıştır sana o şarkı. Bir şeyin yerini değiştirmiştir içinde.
Bir roman kahramanı mesela. Kitapta bir laf eder. Altı çizilecek cilalı cümlelerden değil ama, kendi halinde bir cümle. Bir tek sen cımbızlarsın onu kitabın kalabalığından. Sırf sana bir şey anlatır o cümle. Başka herkese susar.
Ona kalbini kırması için gereken tüm izinleri verdiğini düşündün. ...Çünkü insanın bazen narin boynunu uzatıp birinin keskin kılıcının önüne, ölüme bile karşı gelemediğini iyi biliyordun.
Nesneler dünyasıyla işin yoktu o an. Dünyada değildin. Altındaki yatağı çekseler düşmeyeceğin kesindi. Belki süzülürdün. Dalından sessizce kırılıp kendini aşağı bırakan bir sonbahar yaprağı kadar hafiftin. Ne olcaksa olsundu.