Sen ki beni asla, asla tanımadın, bir su birikintisinin yanından geçer gibi geçtin gittin yanımdan, bir taşa basar gibi üzerime basıp gittin, gittin, hep gittin ve beni hiç bitmeyen bir bekleyişe mahkûm ettin, neyimsin ki sen benim?
...o hayat ki ancak seni tanıdığım gün gerçekten başladı. Senden önceki hayatım, hafızamın derinliklerinde kalmış bulanık ve muğlak bir şey; yüreğime artık yabancı, örümcek ağlarıyla kaplı tozlu nesneler ve insanlarla dolu bir mahzendi sadece.
Ama ben annemin kızıydım. Beyaz bir kelebek değildik biz. Hatta bence kelebek bile değildik. Belki bir peygamber böceği. Ya da bir karınca. Oturup bekleyecek halimiz yoktu.