"İmkansız deli gurur. Riskli dedi tecrübe. Anlamsız dedi mantık. Yine de denemeye Değer dedi kalp."
KelebeğinGünlüğü25
Yine sessiz kimsesiz bir gece... Her şey yolunda gidiyor gibi görünürken nasıl da gelip tam kalbimin üstüne oturuyor bu his. Aptal aptal şeylere kırılmayı bırak İrem. Gerçekten bırak. İnsanlar fark etmiyor bile bazen, sen içinde yüz kere kurup yüz kere dağıtıyorsun. Hevesimin kırılma süresi üç salise falan. Bir şeyi çok iste çok heyecanlan hayalini kur... Sonra küçücük bir şey olsun ve bütün ışığın sönsün. Böyle yaşanır mı ya? Bipolar mısın kızım, nesin? Bir an dünyanın en mutlu insanı gibi hissediyorsun, bir an sonra tavana bakıp neden yine böyle oldum? diye düşünüyorsun. Sonra konuş. Durmadan konuş. Aklına gelen her şeyi söyle. Dilinin kemiği yok zaten. O an içinden ne geçiyorsa dökülüyor ağzından. Sonra gece olunca dönüp tek tek hatırla söylediklerini. "Keşke bunu demeseydim. Keşke şunu anlatmasaydım. Keşke biraz susabilseydim." diye kendini yiyip bitir. İnsanları sıkıyormuşsun gibi hisset. Yük oluyormuşsun gibi hisset. Sen anca ağla. Güçlü olmaya çalış, sonra gece olunca sessiz sessiz ağla. Kimse görmesin diye yastığa dön yüzünü. Gözyaşını silecek biri var mı? Telefonu eline alıyorsun, yazacak kimse bulamıyorsun. Yazsan ne diyeceksin zaten? "Canım acıyor." mu? Sebebini bile bilmediğin bir acıyı nasıl anlatacaksın? Aptal kelebek işte. Yarın güzel bir gün olacak demişler, inanmış. Bu sefer farklı olacak demişler, inanmış. İnsanlar kalacak demişler, inanmış. Kendi kendine umut vermiş durmuş. Sonra da her kırıldığında şaşırmış. Sanki ilk kez oluyormuş gibi. Baya iyisin var ya. Hı hı, kesin. Psikolojin falan da taş gibi. Gece üçte kendi kendine hesaplaşmalar yapman, durduk yere gözlerinin dolması, en küçük şeyleri günlerce düşünmen tamamen sağlıklı davranışlar zaten. Böyle devam et sen. Git sabahla şimdi. Zaten uyusan ne olacak? Düşünmekten yorulmuş beynini biraz daha
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Son üç haftadır hayatın anlamını ve değerini fazladan sorguluyorum, ancak kendime dair herhangi bir yanıt bulamıyorum. Sanırım düz ve neysen o kişiysen, değer verdiğin şeyler üzerinden yaşadığında bu ‘yarışı’ kaybediyormuşsun gibi hissediyorum.
İnsanları ne kadar çok tanırsanız, sesizliğe o kadar çok değer verirsiniz. Sigmund Freud
Alıntı
Çanta ve ayakkabı görüşüm sebze ve meyve için de geçerli
Bugün pazardayken ikişer şekilde dört plastik kasayı ayaklık yapıp üzerine 3-4 m biraz kalın ama yetişkin biri için hafif bir plastik ile tezgah yapıp üstüne plastik hasırlar dizmiş bir yer vardı. Ben annemleri beklerken etrafa bakıyordum ve çocuğun bir şeyler yaptığını görünce orada durdum. Geriye doğru devrilmişti bir köşeden tutup ondan daha da küçük olan çocuğa sesleniyordu ama gelmedi hemen. Ve ben birkaç adım attım ona tutmak için o sırada içeride yatan adamla göz göze geldim. Çocuğun halini görüp gelmiyordu. Buna gıcık oldum. Bir an tereddüt etsem de diğer velet gelince yumuşak tonda "Sen de karşıya geç istersen. Burayı ben hallederim." deyip gülümsemiştim. Ve geri çekmiştik. Onlar hafif tarafta ben baya hasırla dolu taraftaydım. Yardıma gelmiş diye "Gerek yok sen bekle." demedim büyüğün yanına yolladım. Bir yandan da kalabalıkta olmanın farkındalığıyla çekimserim. O yüzden biraz durmuştum ama buraya kadardı. Ben hasırlar düşmeden çekeriz sandım ama biraz gecikme ile düşmüşlerdi. En azından tezgah olan o plastiği doğru düzgün yerleştireceğiz derken çocukla alttaki birbirine bağlı olmayanlar düştü. O an sesli güldüm. Ve "Tek başına yaparken zordu şimdi üç kişiyken daha da zor oldu değil mi?" deyip çocuğu yoklarken düzeltip dizdik ve babamların geldiğini görüp onlara katılırken "Ne oldu, ne yapıyordun?" diye tuhaf tuhaf bakmışlardı. "Güçlü ve cesur çocuğa minik bir yardım takviyesi sağlamaya çalışıyordum." deyip giderken çocuğu unutmuştum. Bana "Eline sağlıııkk." diye biraz yüksekten yetişince ona dönüp gülümseyerek "Ne demek kolay gelsin." el sallayıp önüme döndüm. Çocukluktan olan o el sallama olayını çocuklara yapmayı çok seviyorum. Sonra "İçeride büyük biri vardı. Çocuğun halini görüp gelmedi. Çocuk için zordu yani, kör olan görür." deyip biraz sinirle
Duygu ve Düşünce
Değer
Elimde olsaydı hayatın güzel olduğunu ve her şeye rağmen yaşanmaya değer olduğunu anlatırdım tüm canlılara
Hayata Dair