Şimdiye kadar çoktan göstermiş olmalı değil miydi?
Evet, öyle olmalıydı. Olmadı. Nasıl İstiklâl Marşı'nda zikredilen "yarından da yakın" ibaresindeki değer bile isteye heba edildiyse, başını örten kızın zihni anılan müddetin heba edilmesi sebebiyle siyasal İslâm şampiyonları tarafından kolaylıkla karartıldı. Kendi ülkemizde diri durma dirayeti göstermek, insan yutan balçıktan salim kalmak mecburiyeti altındayız. Hayatını Türk topraklarında idame durumu herkesi hususî teçhizata icbar ediyor.
Lafzen: “öncekilerin yazılarında/sayfalarında”. (Zubura verdiğimiz mâna için bkz: 16:44, not 48). Bunlar Tevrat ve İncil’den öte -ki onlar zaten adlı adınca zikredilmektedir- başta Eski Hind, Eski Mısır ve Eski İran dinî metinleri olsa gerektir. Bu tezimizi M. Hamidullah’ın verdiği şu emek mahsulü bilgiler teyit eder: “Müfessirler resim ve heykellere tapmayı reddeden, “övülen” ve “herkese rahmet” sıfatlarını taşıyan bir zâtın geleceğini önceden haber veren Zerdüştlerin kitabına (Zend-Avesta, Hacht 13, XXVI-II, 129) göndermeler yaparlar (Bu konuda Avesta ve Dasâtîr’in başka pasajları da vardır). Brahman Hinduların Pourâna ve Vedalar’ı da çölden çıkacak, adı “övülmeye değer: Muhammed” olan bir bilgeden ve onun arabasının göğe değeceğini (Miraç); devleri bulunan bir bilge (Bkz: İşaya, 21:6-7); biri üç yüz diğeri on bin kutsanmış kişiyle gerçekleştireceği iki zaferini (Bedir Savaşı ve Mekke Fethi) haber vermektedir. Başka yerde, Kalınki Pourâna’da babasının “Allah’ın kulu” (Abdullah’ın tam karşılığı) annesinin ise “güvenilir” (Amine’nin tam karşılığı) olduğu yer almaktadır. Yine kumlu bir memlekette dünyaya geleceği ve doğduğu şehrin kuzeyine hicret edeceği vs. belirtilmektedir. Hemen belirtelim ki Pourâna kelime anlamıyla “Eskilerin Yazıları/Suhufu’l-Evvelîn” anlamına gelir ki, bu âyette bu ifade aynen yer almaktadır. Yine bilinmektedir ki, Guatama Buda da “Metteya” veya “Maitreya”nın (âlemlere rahmetin) kendi işini tamamlamak için geleceğini önceden haber vermiştir [Bkz: aynı yer, IX, 128; XX, 107] (Aziz Kur’an, İstanbul-2000).