"Karşısında yaşamaya değer bir şey vardı işte; kazanmak için savaşmaya, mücadele etmeye ve evet, uğruna ölmeye. Kitaplar haklıydı..."
Alıntı
Şimdiye kadar çoktan göstermiş olmalı değil miydi? Evet, öyle olmalıydı. Olmadı. Nasıl İstiklâl Marşı'nda zikredilen "yarından da yakın" ibaresindeki değer bile isteye heba edildiyse, başını örten kızın zihni anılan müddetin heba edilmesi sebebiyle siyasal İslâm şampiyonları tarafından kolaylıkla karartıldı. Kendi ülkemizde diri durma dirayeti göstermek, insan yutan balçıktan salim kalmak mecburiyeti altındayız. Hayatını Türk topraklarında idame durumu herkesi hususî teçhizata icbar ediyor.
Sayfa 73·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Kimse bunun kolay olduğunu söyleyemez ama aşk daima uğruna savaşmaya değer, değil mi? Bence uğruna savaşmaya değer tek şey bu.
Alıntı
İlkel içgüdüler çok kuvvetli...
Düşüncelerimizin efendisi olabiliriz ancak düşüncelerimizin gücü tembelliğe ve şehvete karşı olan savaşta çok fazla kayda değer değildir.
Sayfa 52·Kitabı okuyor
çünkü beklemeye değer her şeyin kendi zamanı ve düzeni vardır.
Sayfa 57
Şu’arâ Suresi 196. Ayet Açıklaması
Lafzen: “öncekilerin yazılarında/sayfalarında”. (Zubura verdiğimiz mâna için bkz: 16:44, not 48). Bunlar Tevrat ve İncil’den öte -ki onlar zaten adlı adınca zikredilmektedir- başta Eski Hind, Eski Mısır ve Eski İran dinî metinleri olsa gerektir. Bu tezimizi M. Hamidullah’ın verdiği şu emek mahsulü bilgiler teyit eder: “Müfessirler resim ve heykellere tapmayı reddeden, “övülen” ve “herkese rahmet” sıfatlarını taşıyan bir zâtın geleceğini önceden haber veren Zerdüştlerin kitabına (Zend-Avesta, Hacht 13, XXVI-II, 129) göndermeler yaparlar (Bu konuda Avesta ve Dasâtîr’in başka pasajları da vardır). Brahman Hinduların Pourâna ve Vedalar’ı da çölden çıkacak, adı “övülmeye değer: Muhammed” olan bir bilgeden ve onun arabasının göğe değeceğini (Miraç); devleri bulunan bir bilge (Bkz: İşaya, 21:6-7); biri üç yüz diğeri on bin kutsanmış kişiyle gerçekleştireceği iki zaferini (Bedir Savaşı ve Mekke Fethi) haber vermektedir. Başka yerde, Kalınki Pourâna’da babasının “Allah’ın kulu” (Abdullah’ın tam karşılığı) annesinin ise “güvenilir” (Amine’nin tam karşılığı) olduğu yer almaktadır. Yine kumlu bir memlekette dünyaya geleceği ve doğduğu şehrin kuzeyine hicret edeceği vs. belirtilmektedir. Hemen belirtelim ki Pourâna kelime anlamıyla “Eskilerin Yazıları/Suhufu’l-Evvelîn” anlamına gelir ki, bu âyette bu ifade aynen yer almaktadır. Yine bilinmektedir ki, Guatama Buda da “Metteya” veya “Maitreya”nın (âlemlere rahmetin) kendi işini tamamlamak için geleceğini önceden haber vermiştir [Bkz: aynı yer, IX, 128; XX, 107] (Aziz Kur’an, İstanbul-2000).
Sayfa 708·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam