Puan vermedi·140 syf.··
2026 100. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:54
Non politik, siyasetten ve siyasetçilerden iğrenen biri olarak bakıyorum kitaba. Önyargılardan uzak durmaya ve kimden gelirse gelsin zulme karşı birlikte durulması gerektiğine inanan biri olarak kitabı okudum, herhangi bir edebi değer beklemeden yani. Bu yüzden yazarın kimliğinden çok metnin kendisine odaklanmaya çalıştım. Ve söylemem gerekir ki beni en çok şaşırtan şey, öykülerin siyasi olmaktan çok insani olmasıydı. Kitaptaki karakterler gündelik hayatın içinden geliyor ve özellikle kadınların yaşadığı zorluklar sık sık karşımıza çıkıyor. Bazı öyküler, özellikle Seher ki o toprakların acı gerçeği, diğerlerinden daha güçlüydü ama genel olarak samimi ve akıcı bir kitap olduğunu düşünüyorum.
SeherSelahattin Demirtaş · Dipnot Yayınları · 201712,8bin okunma
Sevmek Bir Sanat Mıdır?
Puan vermedi·200 syf.·
2026 4. kitabı
"Sevgi de yaşamak gibi bir sanattır. Sevmek, özgürlük gibi cesaret ister." diye ekliyor Erich Fromm bu kitabında. Uzun zamandır okumak istediğim ve okurken her cümlesini doyumsamaya çalıştığım bu eser, beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. Hatta bu platformda ilk incelememi yazmam için de beni teşvik eden kitap oldu. Kitabın yazarı olan Erich Fromm, yirminci yüzyılın en önemli psikanalistlerindendi. İnsan davranışı üzerinde sosyal ve ekonomik etmenlerin büyük bir etkisi olduğuna inanıyordu. "Sevgi öncelikle belirli bir insanla yaşanan bir ilişki değildir," der Fromm. "O, bir insanın, tek bir sevgi nesnesiyle değil, tüm dünyayla bağlantıda oluşunu belirleyen bir tutum, bir karakter yönelimidir." Bu kitabı okuma amacım; bize hep soyut bir olgu olarak öğretilen sevginin, somut durumlarda nasıl var olduğunu anlamaktı. Kitabı özetlememi sağlayan ve okurken notlar aldığım bazı kısımları sizlerin de beğenisine sunmak istiyorum: "Sevmek bir eylemdir; edilgen bir duygu değil. Bir şeyin içinde olmaktır. Bir şeye kapılmak değil." Anne, baba ve kardeş sevgisi koşulsuz sevgidir. Fakat ikili ilişkiler koşullu sevgidir ve sevgi türlerinin en farklı olanıdır. Kişi, bir insanı gerçekten sevdiğinde aslında tüm insanlığı sever; dünyayı ve yaşamayı sever. Eğer sadece sevdiği kişiyle kalıp kendini dünyadan soyutluyorsa, o insanı da gerçekten sevmiyordur. (Günümüzde bile hâlâ çok tartışılan bu konuya harika bir ışık tutmuş yazar. Birini sevdiğinde ona elinde bir mumla gidersin ve o kişi bu mum ışığını söndürmemeli. Aksine onu öyle bir yakmalı ki dünyayı, yaşamayı bir güneş parlaklığı kadar sevmelisin. Sevdiğin insan ışığını elinden alıyorsa, karanlıkta kalmaya mahkumsun demektir.) Sevgi emek ister. Emek verilen şeyler de sevilir. Sevdiğin insanla tüm duygularını paylaşabilmelisin diyor
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,8bin okunma
Reklam
Dűnyaya geldim,gőrdűm,yașadım ve gidiyorum!
10/10
·280 syf.··
2026 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 19:18
bu eser, bir kitaptan çok daha fazlası; adeta insanın içini sızlatan bir "tercihler ve bedeller" muhasebesi. Romanın merkezinde iki temel izlek yer alır Aşk ve Yurtseverlik Yazar, bu iki kavramı birbirini besleyen ama aynı zamanda birbirini yok eden iki yıkıcı güç olarak ele alır.​Memduh Selim’in hikayesinde beni en çok etkileyen şey, "idealist bir insanın kendi mutluluğuna karşı işlediği suç. Hayatını büyük amaçlara, halkına, davasına ve entelektüel kimliğine adayan bu adam; yanı başındaki en saf, en temiz şeyi, yani Feriha’yı ve onun aşkını adeta bir "lüks" veya "zayıflık" olarak görüp itiyor.İşte edebiyatın mucizesi tam da burada devreye giriyor: Mehmed Uzun bize sadece tarihi bir figürü anlatmıyor; "Bir insan idealleri uğruna neleri feda edebilir ve günün sonunda elinde kalan yalnızlık buna değer mi?" sorusunu sorduruyor. Roman boyunca Memduh Selim'in yaşadığı o vicdan azabı, sürgünlüğün getirdiği yersiz-yurtsuzlukla birleşince ortaya evrensel bir insan trajedisi çıkıyor.Kısacası ben, bu kitabın sadece bir dönemi anlamak için değil; insanın kendi içindeki o büyük çatışmaları kalbi ile beyni, arzuları ile sorumlulukları arasındaki o bitmek bilmeyen savaşı görebilmesi için okunması gereken bir başyapıt olduğunu düşünüyorum.
Yitik Bir Aşkın GölgesindeMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20207,6bin okunma
8/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 78. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere E. Ali Okur kaleminden Aklın Rehberin Olsun kitabının yorumu ile geldim Nisan ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 96 sayfalık bir kitap •Bazı eksiklikler vardır, yaşı kaç olursa olsun insanın içini sızlatmaya devam eder. Benim için o keşkelerin başında dedelerimi hiç tanıyamamış olmak geliyor. Hani o pamuk gibi sakalları olan, her cümlesine bin yıllık bir tecrübe sığdıran dede figürü benim için hep bir özlemdi. Eskiden çalıştığım yerde, tam ezan vakitlerinde karşılaştığım, ak saçlı, tonton, uzun sakallı bir dede vardı. Onunla iki çift laf edince, o huzurlu sesini duymak nasıl iyi gelirdi anlatamam. •Bu kitap tam da o huzuru avuçlarıma bırakan, ruhumu dinlendiren bir öneri oldu. •Kitapta 94 yaşındaki dünya tatlısı, bilge bir adam olan Sabır Dede ile tanışıyoruz. Yanında torunu Aliki ve arkadaşları Kerim ile Tümay var. Sabır Dede onlara sadece masal anlatmıyor; aslında hayatın ta kendisini nasıl okumamız gerektiğini fısıldıyor. Biz genelde kitap okumayı satırlardan ibaret sanırız ama Sabır Dede bize doğanın sesini duymayı, gökyüzünün dilinden anlamayı ve en önemlisi, umudu bir yakıt gibi içimizde taşımayı öğretiyor. •Sabır Dede’nin o sakin ve derin sohbetleri, karmaşık görünen hayat sorularına çok sade cevaplar veriyor. Ağaçların, kuşların ve rüzgarın aslında bize anlatacak çok şeyi olduğunu hatırlatıyor. •Evet, bir çocuk kitabı gibi görünebilir ama bence asıl biz yetişkinlerin o kaybolan merak duygusunu geri kazanmak için bu satırlara ihtiyacı var. •"Umut, yaşanmaya değer hayatın yakıtıdır" diyor kitapta. Her günün bir sonraki sayfasında bizi neyin beklediğini merak ederek, sabırla ve sevgiyle yaşamayı fısıldıyor. •Yazarın üslubu o kadar naif ki, sanki bir bahçede oturmuşsunuz da rüzgar size bilgelik hikayeleri fısıldıyor gibi. •Hayatın
Aklın Rehberin OlsunE. Ali Okur · Epokhe Yayınları · 20265 okunma
10/10
·240 syf.··
2026 142. kitabı
Bugün sizlere iş hayatının içinde kaybolmuş, yönünü arayan herkesin kendinden bir parça bulabileceği bir kitapla geldim: Beyaz Yakanın Dört Mevsimi Bu kitap klasik kişisel gelişim kitaplarından biraz farklı. “Başarılı olmanın 10 yolu” ya da “liderlik sırları” gibi keskin kurallar sunmuyor. Bunun yerine çalışma hayatının iniş çıkışlarını, insan ilişkilerini, tükenmişliği, yeniden başlamayı ve büyümeyi mevsimler üzerinden samimi bir dille anlatıyor. Okurken en çok hoşuma giden şey, kitabın kendini bir üst perdeden anlatmaması oldu. Sanki kahve molasında bir arkadaşınız size yaşadıklarını anlatıyor gibi hissettiriyor. Özellikle Ikea örneği çok etkileyiciydi. Her sistemin herkese uymayacağını, iş hayatında bazen adapte olmanın ne kadar önemli olduğunu çok güzel anlatıyordu. Bence bu kitap özellikle: İş hayatına yeni başlayacak gençler, Ofis hayatında yorulan beyaz yakalılar, Kariyerinde yönünü sorgulayanlar için güzel bir rehber olabilir. Altını çizmelik cümleleri, kısa ama düşündüren pasajları ve sıcak anlatımıyla okunması keyifli bir kitaptı. Çünkü bazen insanın ihtiyacı olan şey büyük başarı formülleri değil, “yalnız değilsin” hissidir… Kitapla kalın dostlar
Beyaz Yakanın Dört MevsimiEren Gülsever · Ceres Yayınları · 20263 okunma
7/10
·55 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 18:14
Her kitabın kendine özgü hikayesi olsa da okumak isteyenler için belirtmek isterim ki bu eserde belli başlı bir hikaye aramaktansa kendi hikayemizi sorgulamamız gerektiğini düşünüyorum. Her bölümde düşündüren, kendi iç savaşlarımızı çıkmazlarımızı bize ders niteliğinde aktaran bir eser. Düşündüren kendimizi sorgulamamızı sağlayan bir yolculuktu. Okumaya değer.
ErmişHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202385,3bin okunma
Reklam
Reklam