Ne hayret vericidir ki insanlar, dünya için çalışırken yaptıkları işlere başlamadan önce dikkatle düşünmeyi ve işi bitirdikten sonra da onu gözden geçirmeyi kolayca yaparlar. Üstelik bu, az ve değersiz, üzüntüler ve hastalıklarla bulanmış bir kazanç içindir. Sonunda da bütün çabalarının sonu ölümle noktalanır. Ardından Allah Teâlâ, ölümden sonra şiddet ve dehşet dolu bir günde onları hesaba çeker, yaptıkları işler sorulur: Kazançlarını nasıl elde ettiler, nasıl harcadılar, nasıl tuttular? Bu hususlarda Rablerine karşı itaatleri nasıldı?
Ne hayret vericidir ki mümin için, bir işe girişmeden önce dikkatle düşünmek ve onu yaptıktan sonra tekrar gözden geçirmek zor gelmektedir. Oysa bunun karşılığında büyük bir sevap, kalıcı bir nimet, huzurlu bir hayat ve Kerem sahibi Hükümdar’ın rızası vardır. Üstelik bunları yapmak ne rızıklarından eksiltir ne ömürlerinden bir şey azaltır ne de kendileri için takdir edilmiş olan şeylerin gerçekleşmesine engel olur.
Buna gerçekten hayret edilir hatta hayret üstüne hayret edilir. Zira insanı bu hâle düşüren şey, hevânın peşinden gitmek, yüce Hükümdar’ın gözetimini unutmak ve hüküm ile ceza gününü yeterince tefekkür etmemektir.