Su verilmeyen bir ot sonunda kurur ve kaybolur. Aynı zamanda sağlıklı bir düşünce ya da duygu ortaya çıktığında, onu sevgi dolu farkındalıkta tutabilir ve tamamen çiçek açmasına izin verebiliriz...
Evet arkadaşlar size çok güzel bir kitapla geldim bu sefer yazardan okuduğum ilk kitap ve son olmayacağı kesin kalemi daim olsun inşallah...
Kitap tamamen ilişkilere dair içsel bir yolculuk yapıyor, herkesin kendi düşüncelerinden bir parça bulacağına eminim . Kitap içerisinde en beğendiğim şey ise kitaptaki insan ilişkisini gezegen metaforuyla da anlatılıyor olması ve Oasis ve Lapis isimli iki gezegenin de yörünge içerisinde başına gelenleri okumak çok keyifliydi . Oasis'in kendini yörünge dışına çıkarıp feda etmesinde kalbimi bıraktım Hepimiz kendimizi bazen feda etmiyor muyuz? Kitabın sonunda ise sizi guzen bir supriz bekliyor kesinlikle beklediğimiz şekilde bitmiyor diyebilirim
Duygusal ıstırabımız işlerin olduğundan farklı olması arzumuzdan kaynaklanır. Şu anda ne olduğu gerçeğine ne kadar direnirsek, o kadar çok acı çekeriz. Acı, gaz halindeki bir madde gibidir. Onun orada özgürce olmasına izin verirseniz, sonunda kendi kendine dağılacaktır. Fakat acıya karşı savaşır ve direnirseniz, onu sınırlı bir alana sıkıştırırsanız ki bir patlama olana kadar basınç artacak ve artacaktır.
Acıya gerçekten direnmek, kafanızı gerçekliğin duvarına çarpmaktır. Bilinçli deneyiminizde acının ortaya çıktığı gerçeğine karşı savaştığınızda, acının üzerine öfke, hayal kırıklığı ve stres duygularını yığarsınız. Bu sadece acınızı şiddetlendirir. Gerçekte bir şey meydana geldiğinde, şimdiki anda bu gerçekliği değiştirmek için yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur. Bu işler böyle. Bu gerçeği kabul edip etmemeyi seçebilirsiniz, ancak gerçeklik her iki şekilde de aynı kalacaktır.
Uzun zamandır beni böylesine içine çeken, okurken sürekli “Acaba mı?” dedirten ve ters köşe hissini sonuna kadar yaşatan bir psikolojik gerilim okumamıştım. Stacy Willingham’ın “Karanlıktaki