Nöroplastisite... Olumluya yönelen insanın beyni bu yönde şekillenir ve değişir. Olumluya yönelen insan ve bu yönde şekillenen beyni çevresindeki her şeyde olumlu bir şey bulur, bulamasa bile çıkış yolu bulur.
Olumlu olan şeyleri görme inancı ve amacıyla dünyaya baktığında insan, beynini de buna inandırır. Dünyada iyinin, güzelin, umudun ve olanağın bulunduğunu kabul eden beyin olumluya yönelir, olumsuzdan çıkış yolu arar, olumsuzda debelenmez, olumluda ise bunun sürmesi imkansız diye kendini sabote etmez. İnançlı ve umutlu olmak, kendini kandırarak olumsuzu reddetmek değildir. Olumsuzu gerekli değilken görmemektir. Olabildiğince az olumsuza maruz kalmaktır. Olumsuzda debelenmemek, ilerlerken her olumsuzluk tümseğine inadına basmamak, olumsuzluk çukuruna düşmemek, olumsuzluk var diye dünyayı siyah görmemektir. Olumsuzluğu azaltan şey, olumsuzluğu kucaklamak değildir. Olumluyu kucaklayarak büyütmek olumsuzluğu azaltır. Amaç da zaten olumsuzluğu azaltmak değildir, o anki olumsuzluk belki azalabilecek bir şey de değildir. Olumluya yönelen insan ve bunu kabul eden beyni olumsuzluktaki olumluyu görerek algısını, inancını ve kabullenişini değiştirerek olumsuzu da olumlu yapabilir. İnançlı ve umutlu bir insan beyninin en ufak bir olanak kırıntısında olumluyu hakim kılması, karanlıkta mum ışığı sayesinde olabilecek tüm aydınlatmayı açması, okyanusta deniz fenerine ulaşması, susuz kalmışken boş bardağa hayıflanmak yerine boş denilen bardaktaki bir yudum suyu görerek keyifle içmesi birazdan ulaşacağı su pınarlarına ulaşmasında dayanması için tek yol belki de, her şerde bir hayır olması, yaşlanmanın yeni deneyimlere, ölümün başlangıca gebe olması, inadına olumsuza gidip onu reddetme ya da onunla bir meselemiz olması yerine olumluya yönelerek onu büyütmenin, beynin de buna