Öyle güzelsin ki ''Yağmur''
Puan vermedi·224 syf.··
2026 167. kitabı
İncelemem Yağmur dan çok ''Yağmur'' şiiri üzerine. Nurullah Genç müthiş bir şair. İnsanın gönlüne dokunan çok güzel şiirleri var. Ama bir şair olsaydı ki; ''yağmur'' naatını yazmış onun dışında kalemi eline almamış, iki satır dahi karalamamış. ''Yağmur'' u ayak sesi sayar has şairlerin arasına yazardım yine de adını. ''Yağmur'' şiiri o kadar güzel… Bu şiiri yazana imrenmemek elde değil. Asıl imrendiğim şiiri yazmaktan ziyade o şiiri yazabilecek ruh haline ve tefekküre ulaşmak galiba. Nurullah Genç bir röportajında: ''Yağmur u yazana kadar 3 ay duvarlarla konuştum.'' diyor. Biz o halde değiliz; ama Yağmur u sık sık okuyalım ki; Çağlar öncesinden aldığımız rafa kaldırdığımız mektubu açıp okumamıza vesile olur belki. Kaybettiğimiz hazinenin son parçalarını da yitirmeden olur da uyanırız. Kim bilir güvendiğimiz dağlar değişir, yollarımız aydınlanır, insanlık bahçemize bahar gelir. Koparılan baş olmaya ne gücümüz yeter, ne nefsimiz elverir; ama yedi başlı ejderhanın bir başını koparmak gelir belki içimizden. Ayağa kaldırdığımız batıla, vurulacak hak kılıcının kabzasında gümüş olmaya niyet etsek de olur. Özümüze yansıtamadıklarımızı, özleyen olsak da… Kirlenen, taşlaşan kalbimize sunarız damla damla yağmuru da, kıymetini bilemedik; ama en azından yağmurda ıslanmayı, temizlenmeyi bildik diye avuturuz kendimizi. İyi ki varsın Nurullah Genç
Şiir
YağmurNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20193,497 okunma
Uyanış
10/10
·142 syf.··
2026 111. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 19:16
"İnsan vicdanındaki sırları, kalbin en gizli köşelerine ulaşmadıkça bulmak imkansızdır... " Romanımızın kahramanı -ki bence kahraman değil- iyi bir eğitim almış, iyi bir terbiyeyle yetişmiş kalburüstü bir ailesi olan Ali Bey. 20li yaşlarının başında hayata ve aşka karşı tecrübesiz genç bir adam. Babasının ölümünden sonra zorlandığı bir dönem de olan Ali Bey Çamlıca tepesinde tanıştığı -yazarın tabiriyle- hafifmeşref bir kadın olan Mehpeyker'e aşık olmasıyla değişir. Birbirlerinden çok farklı olmaları nedeniyle bu aşk Ali Bey'in hayatına olumsuzluklar getirmiştir. Yanlış yaptığını farkedip bu ilişkiyi sonlandırmasından sonra tanıştığı Dilaşub ismindeki genç kadın ise dürüst, fedakar ona uygun olduğunu düşündüğü bir kadını temsil ediyor. Aşk,ahlak ,namus, kıskançlık, pişmanlık gibi duyguları bu romanda çok iyi geçirmiş Namık Kemal Bazen tek bir kişinin kararları sadece onu etkilemenin çok dışına çıkarmış onu gördüm bu kitapta. Ali Bey'in yanlış bir seçimi annesinin, Dilaşub' un, kendisinin hatta Mehpeyker'in bile hayatını altüst etti. Okurken Ali Bey'i boğmak istediğim zamanlar oldu.:) Yine de keyifli bir kitaptı.
1000Kitap
İntibahNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,1bin okunma
Reklam
10/10
·481 syf.··
2026 30. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 16:40
Livaneli'nin en çok sevilen ve en güçlü romanlarından biridir Serenad. Hem kalbe dokunan bir aşk hikayesi hemde tarihin karanlık sayfalarına ışık tutan bir dönemin romanı. Kitap ilk yayınladığı günden itibaren Türk Edebiyatının derin bir iz bırakmıştır. Roman 2001 yılında İstanbul Üniversitesi'de halkla ilişkiler görevlisi olarak çalışan Maya Duran'ın gözünden anlatılır. Maya'nın hayatı, Almanya'dan Türkiye'ye gelen Harvard Profesörü Maximilian Wagner'i ağırlamakla tamamen değişir. Profesör Wagner Türkiye'ye geliş amacı sadece akademik bir ziyaret değildir. 60 yıl önce İstanbul'da bıraktığı büyük aşkı ve hayatı ile yüzleşmektir. Maya profesöre eşlik ettikçe hem onun gizemli geçmişini öğrenir hem de sırlarla dolu olan kendi geçmişini. Kitaptaki ana temalar ise; Struma Faciası, Kimlik ve Kökler, Zamanı Aşan Aşk, Devletin Vicdanı ve Birey. Zülfü Livaneli ağır ve acı verici tarihi gerçekleri inanılmaz derecede akıcı, yalın ve merak uyandırıcı bir dille anlatır Serenad kitabını. Romanı güçlü kılan en önemli unsur kurgu ile gerçek tarihi olaylari kusursuz bir şekilde anlatılmasıdır. Serenad, sadece bir aşk romanı değil aynı zamanda bir hafıza tazeleme kitabıdır. İnsanlığın zalimliği, savaşın anlamsızlığını ama her şeye rağmen aşkın ve sanatın iyileştirici gücünü anlatır. Serenad hem sürükleyici hem de sarsıcı bir başyapıttır.
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,9bin okunma
İyilik zorla öğretilebilir mi?
Puan vermedi·172 syf.··
2026 38. kitabı
Şiddetten, suçtan ve kaostan beslenen genç bir karakterin hayatı, devletin onu değiştirmeye karar vermesiyle bambaşka bir yöne savruluyor. Başlangıçta olaylar sıradan bir suç hikâyesi gibi ilerlese de zamanla mesele birey ile otorite arasındaki büyük bir çatışmaya dönüşüyor. Sayfalar ilerledikçe yumruklar, kavgalar ve suçlar arka planda kalıyor; insanın iradesi ön plana çıkıyor. Asıl soru bir suçlunun nasıl cezalandırılacağı değil, bir insanın değiştirilip değiştirilemeyeceği oluyor. İnsanlık tarihinin en garip çelişkilerinden biri burada ortaya çıkıyor. Kötülük yapma özgürlüğü elinden alınmış bir insan gerçekten iyi sayılabilir mi? Bir makinenin kimseye zarar vermemesi onu erdemli yapmaz. Çünkü erdem, seçenekler arasından yapılan tercihle anlam kazanır. Eğer karanlığa gitme ihtimali tamamen yok edilmişse aydınlığın da değeri kalmaz. Bu yüzden anlatılanlar bir rehabilitasyon hikâyesinden çok özgür iradenin otopsisi gibi duruyor. Daha da ilginç olan, şiddetin yalnızca sokakta değil, sistemin içinde de yaşamaya devam etmesi. Bir tarafta yumruklarla zarar veren insanlar var, diğer tarafta insan ruhuna müdahale ederek aynı şeyi yapan kurumlar. Araçlar değişiyor ama güç arzusu yerinde kalıyor. Böyle bakınca suçlu ile onu düzeltmeye çalışan yapı arasındaki mesafe giderek daralıyor. Birisi bedeni kontrol etmek istiyor, diğeri zihni. İkisi de insan üzerinde hâkimiyet kurmaya çalışıyor. Dilin kendisi bile burada ayrı bir karakter gibi davranıyor. Kelimeler bazen bir duvar, bazen bir maske, bazen de bir silah hâline geliyor. Okudukça fark ediliyor ki insanlar yalnızca davranışlarıyla değil, kullandıkları dille de dönüşüyorlar. Çünkü dil sadece düşünceleri ifade etmez; düşünceleri şekillendirir. Bir toplumun kelimeleri değiştiğinde dünyayı algılama biçimi de değişir. Satırlar
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113bin okunma
9/10
·480 syf.··
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:00
Kıymetli Küçük Şeyler // Janelle Brow // Altın Yayınları Selam bu kitabı gördüğümden beri ve arka kapaktaki "Sırlarla ve yalanlarla dolu şok edici bir dolandırıcılık hikayesi" yazısı benim merak etmemi sağladı.Kitap sosyal medyanın parıltılı yüzüyle,gerçek yüzünü ve yaptırdıklarını da gösteriyor.Sirlarla dolu,güven ve içtenliğin ne kadar ince bir çizgide olduğunu gösteriyor. İki ayrı kadın birisi dolandırıcı,birisi zengin ve fenomen olan bir varis.Bu iki kadının bir anda yolları kesişir.Nina annesiyle yaşar ve yıllardır ordan oraya taşınıp hayatlarına devam ederler.Nina annesi gibi olmak istemediği için üniversiteye gider.Fakat okul bitince kredi borcu ve istediği işi bulamaması,bir de annesinin kanser olmasından ve masrafları nedeniyle yapacak bir hiçbir şey kalmaz.Ayrıca kanında olan meslekten uzak durmak istemesine rağmen şartlar onu buna sürükler.Annesi onu Lachlan ile tanıştırır.Nina ve Lachlan beraber birçok iş yaparlar.Birgün Nina'yı polisler arar.Çünkü onu biri ihbar etmiştir.Nina gitmek zorunda kalınca,Lachlan ile yeni bir av için yola çıkarlar.Artık Ashley Smith ve Michael O'Brien'dir. Vanessa ise dışarıdan kusursuz,pırıltılı hayatı olan,zengin bir yaşamın güçlü varisi ve bir sosyal medyada fenomen olarak ünlenmiş görünür.Ama aslında aile içi çatışmalar,psikolojik sorunlar yaşayan aile bireyleri olan bir aile içindedir.Ebeveynleri aralıklı vefat eder.Kardeşine de şizofreni teşhisi koymuştur.Birde nişanlısının yaptığından sonra derin yaraları olan bir kadındır artık.Ama diğer en önemli olan şeyse Nina ve Vanessa'nın bir ortak geçmişi vardır.Nina geçmişinin intikamını almak ve onu dolandırmak için yeniden,geçmişte güzel ve kötü günleri yaşadığı Tahoe Gölünde bulunan Vanessaya'nın malikanesine ait kulübeyi kiralarlar.Nina intikam almak isterken
1000Kitap
Kıymetli Küçük ŞeylerJanelle Brown · Altın Kitaplar · 2026152 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 119. kitabı
“Adım Hayrünnisa. Kadının hayırlısı, uğurlusu demek… Ama benim adım on üçümden beri Nisa. Adım kadın.” Kadını anlatan her türlü kitabı okurum çünkü her biri, insanlığın en eski ve en derin hikayesinde açılan ayrı bir kapı gibidir bence. Tarihler ve isimler değişir ama değişmeyen yaşananlardır ve de duygular. Yoksa dünya döndükçe zaten birbirini tekrar eden yoksunluklar, tamamlanmaya çalışılanlar biraz aynı biraz farklı kadınlar için. Her kadının hikayesi, kaleminin izini taşır. Ben o kitaplarda ise tek bir “kadın” aramıyorum, farklı zamanların, farklı acıların ve farklı direnişlerin peşinden gidiyorum. İşte size bir kadın hikayesi daha… Annesi ve babası tarafından sahip çıkılmayan kadınlara… Ne güzel bir başlangıç… Kendi yolunu, kendi kalbiyle açmak zorunda kalanların hikayesine öyleyse. Hayrünnisa… Nisa… Kitabın henüz başlarında ailesini ve hikayesini anlatmaya başladıkça daha da çok merak ederek okudum. Doğumundan altı ay sonra babası İstanbul’a mecburen çalışmaya gitmiş. Çünkü köy yerinde ne elde var ne avuçta. Hamallık yaparak geçimlerini sağlamaya çalışmış babası ve kazandığını da annesine gönderirmiş. Fakat bir gün hastalanınca annesini köyden getirmeye karar vermiş. Dolayısıyla ablası hariç annesi ve erkek kardeşiyle İstanbul’un yolunu tutmuşlar. Elbette bunları okurken bir aile tablosu zihnimizde hemen canlanıyor. Yoksulluk… Nisa öyle güzel anlatıyor ki yaşamını ben hiç bitmesin istedim, zaman hiç akmasın. Ama sayfa aralarında günler hızlıca geçti gitti ve evlendi Nisa. Bir zamanlar çok sevdiği adamla kurduğu ev, zamanla bir hayalin değil bir kırılmanın mekanına dönüştü. Sevginin yerini hayal kırıklığı, güvenin yerini ise her gün biraz daha ağırlaşan bir yorgunluk aldı. Yoksulluk, şiddet, kıskançlık da diğer yandan iyice yük olmuştu. Kitap aslında tek bir
NisaFiliz Aygündüz · Doğan Kitap · 20265 okunma
Reklam
Reklam