Nomad

Peki bu dönem neyi pekiştiriyor bu endüstri?
Adorno, egemen sınıfların "kültür endüstrisi"nin o kadar başarılı olduğuna ve giderek so-nunda her türlü devrim arzusunu körelttiğine inanıyordu. Kapitalizm, kutsal ve tamamen dokunulmaz olan bazı erdem ve değerleri tesis etmişti ve bunlar, kapitalist yalanı tekrar tekrar satan her film, kitap ve şarkıyla pekiştirildi. Bu yalanlar içselleştirilmiş duruma gel-miş ve varsayılan olarak kabul edilmişti. Ezilenler bile başka bir yol göremiyordu. Peki ama bu yalan neydi? Ezilenler hangi "yanlış görüşü" kabullenmişti? Adorno, bir "meta fetişizmi" olduğu konusunda Marx'la aynı fikirdeydi. Bu, her şeyin piyasa değeriyle değerlendirildiği ve dünyanın (saplantı derecesinde) da kullanılacak nesneler şeklinde görüldüğü bir zihniyet ve değerler sistemidir. Sistemin yaydığı "yalan" her şeyin bir fiyatının bulunduğu ve hayatın, doğası gereği çıkarcı ve açgözlü olduğudur.
Sayfa 93·Kitabı okudu
Reklam
Birkaç istisna dışında, izlediğimiz her film, okuduğumuz her kitap benzer bir biçim ve temayı takip eder. Bunlar aynı zamanda belirli normlar ya da değerler oluşturur ve biz bunun farkına bile varmayız. Alman filozof Theodor Adorno'nun "kültür endüstrisi'nde gördüğü şey tam da buydu ve bunun tehlikeli, baskıcı ve sıkıcı olduğunu düşünüyordu.
Sayfa 95·Kitabı okudu
Sonbaharın kaçınılmazlığının ve kışın uzun süren soğuğunun farkında olmaktır. Her şeyin olduğu gibi bunların da geçeceğini düşünürken, bahardaki canlılığın ve yazın sıcak günlerinin tadını çıkarmaktır. Her şey solacak, yıpranacak, sönecek ve düşecektir ve wabi-sabi, bu olguyu her şeyde kabullenmektir. Dolayısıyla, bir dahaki sefere kırık ya da eğri bir şey gördüğünüzde, orada bulunabilecek dokunaklı güzelliğin farkına varın. Hiçbir şey kalıcı değildir, hiçbir şey tamamlanmış değildir, hiçbir şey mükemmel değildir ve yeryüzünde her yerde bunun yansımasını görürüz. 75