Gökyüzü maviyken yazamıyorum. Aydınlıkta kendimi, hislerimi gizlemek zorunda kalıyorum. Bu koşuşturmada yazmaya fırsat kalmıyor. Açık olmak gerekirse, karanlıktan da korkuyorum. O yüzden bu saatler en iyisi. Ne tam karanlık, ne de aydınlık. Yazdım. Çok yazdım. Her düşündüğümü, hissettiğimi yazdım. Pek okunmadım, (ki bunu da çok dert ettiğim söylenemez) rahatladım. Her cümlemde derin bir nefes aldım. Kırmaktan korkup içime attıklarımı, kalemimle dışarı püskürdüm. Okudum. Gözümden yaş gelene kadar. Güçlendim az çok. Kelimeler en iyi silahlarımdı bana göre. İnsanlar ne safsın dedikçe, sözcüklerle cevap verdim hepsine. Saf değilim dedim kalemimle bağırarak.. Sadece yediğiniz naneleri görmezden gelmek işime geliyor. Bu en basitiydi yazdıklarımın. Kağıda yazdım. Bilgisayara yazdım. Telefondaki notlar bölümüne yazdım. Ben yazdım, insanlar sustum sandı. Aslında ben öyle bir konuştum ki...bir okusalar kafayı garanti tırlatırlardı. Ben geri döndüm. Gerçi hiç gitmedim ya, hadi neyse. Deli Dolunay burada.
-Deli Dolunay