Kitap, insanı içine çeken yoğun bir anlatıma sahip. İlk başta, Ezel’in bu kitaptan uyarlama bir iş olduğunu bildiği için alan, ve aldıktan sonra da aynı sebepten okumaya gerek duymayan ve artık konuşmadığım biri vermişti bana bu kitabı. Ama fark edilmeli ki, kitap kendi başına çok güçlü ve diziden farklı bir hikayesi olan bir eser.
Dumas’ın anlatımı çok sürükleyici; karakterle birlikte boğulmaya başlıyorsunuz. Edmond Dantès’in başına gelenler, adalet ve ihanet kavramlarını sürekli sorgulatıyor. Özellikle doğuya yapılan göndermeler, kitabın atmosferini daha zengin bir hale getiriyor.
Beni en çok etkileyen şey, kitabın sadece tarihi bir macera romanı değil, aynı zamanda insanın iç dünyasına da dokunan bir tarafı olmasıydı. Okurken, hem dönemin toplumsal düzenine hem de bireyin adalet arayışına dair çok şey düşündürüyor. Kitap, insanlık hâllerinin geçmişten günümüze ne kadar değişmeden kaldığını hissettiriyor.
İkinci kitapla birlikte yapboz alanı genişliyor ve parçalar yerine oturuyor. Ayrıca birinci kitaba atıfta bulunulması okuyanın işini cidden kolaylaştırıyor. Dengeyle, özenle kurgulanmış bir hikayeydi, her karakter kendine has, çok güçlü aktarılmış. Her bölüm çekim açısına kadar kafamızda canlandırabileceğimiz film sahnelerinin girişini andıran görkemli bir edayla başlıyordu. Bazen ana karakterin akışından çıkıp başka sulara dalıyor, merakla o suda yüzüp, okuduğumuz sayfalara hayret ediyoruz diyebilirim. Birine tavsiyede bulunmaktan her zaman çekinirim ama bu kitabın gerçekten "oku" diyebileceğim bir yeri var.
Sonuç olarak, Monte Cristo Kontu benim için beklediğimden çok daha güçlü ve derin bir deneyim oldu. Hem hikâyenin akışı hem de yazarın dili sayesinde uzun olmasına rağmen sıkılmadan okudum. Çok hızlı bitti, bunda kitabı emanet olarak görmem ve sahibine teslim