Eğer Tanrı gerçekten var olsaydı ve gerçekten insanlara yol gösterecek bir kelamı olsaydı, şöyle derdi:
"İyi ya da kötü ... olaylar olur. Önemli olan ne olduğu, hatta senin başına ne geldiği değildir. Önemli olan senin ne yaptığındır."
Savaş denilen o güçlü haz kuyusu sadece devletlerin nefretinden beslenmez. İki
insan yan yana geldiğinde de potansiyel bir savaş sinsice patlayacağı ortamı bekler.
Ve ilk fırsatta çıkar.
Bu, sayısız insanın asla kapanmayacak
açık yaralarla bir ömür geçirmeye isyan edeceği son yıl.
Bundan sonra kabullenecekler. Henüz kabullenmenin rahatlatıcı huzurunu bilmiyorlar. O yüzden hep bir telaş, hep bir tedirginlik.
Oysa çok değil, tam bir yıl sonra sakinleşecekler. İsyan yerini vazgeçişe bırakacak. Vazgeçince rahatlayacaklar. Daha mutlu olmayacaklar.
Hiçbir şey düzelmeyecek.
Hiçbir şey daha iyi olmayacak.
Tanrı gücünü tekrarın sonsuzluğundan alır. Tanrı fikrinin de bir tekrar büyüsü olduğunu biliyorsun değil mi? Soylardan soylara aktarılan bir tekrar. Olanların adı değişir ama özü her seferinde aynen tekrarlanır.
Tanrı bizzat kendisi de her şeyi yaratan ve cezalandıran bir tekrardır.
Senin tanrın var mı?